Tag Archives: senin

Egosantrik Olmayan Tohumlar

Aşık olmanın güzellikle alakası olmamasıdır, onu gerçek dışıymış gibi gösteren;
çünkü belirli denklemleri ve işlemleri yoktur.
Iron Maiden’ın dediği gibi “Beauty not needed here – Burada güzelliğe ihtiyaç yoktur”dur Aşkın parolası.

Ve daha da güzeli, parolayı kimsenin bilmemesi ve şaşırmaya devam etmesidir.

Güneş, insanın kendisiyle ilgili olan duygularını dışarı çıkartırken,
Yağmur, bir başkasıyla ilgili duygularının tohumunu besler, güneşin çıkarrtığı egosantrik olanları eritirken
Ve bu yüzden adı Rahmet’tir.

Yağmur, Güneşe bağırarak :
– “Sen Şımarttın hepsini. Ve kafalarını karıştırdın. Şimdi sıra bende.” der ve ekler:

-“Senin kendilerini kullanarak şımarttıklarını, yine kendilerini kullanarak Aşık etme sırası bende”


Senin Değil: Benim Sağım, Benim Solum, Benim Önüm, Benim Arkam

İki taraf.

Hiç arada olunamaz, birlikte ortada durulamazmış gibi.

Ve her iki tarafa göre kendi tarafının yaptığı doğru.

Bir tarafın “bütün” müdaheleleri doğru, haklı, yerinde, adil.

Diğer tarafın “bütün” protestoları doğru, haklı, yerinde, adil.

 

Yalan söyleyen hep senin olmadığın taraf

Ve doğru söyleyen hep bu taraf, ne tarafa “bu taraf” diyorsan.

 

Her iki tarafın “bütünleri”ni nasıl toplu olarak belli bir sıfat grubuna dahil edemediğin gibi,

Yine her iki tarafın samimi olmayan kelimeleri de olduğunu Kabul etmek zorundasın.

 

Ve senin tarafındaki bir ölüme, karşı tarafındakilerden de üzülecek insanlar olacağı gibi,

Yine senin tarafından sevinen insanlar da olacaktır buna, senin tarafın hangisiyse.

 

Ve bu iki ‘karşı’ tarafın farketmesi gereken ufak bir ayrıntı:

Birbirinizin tam olarak karşısında durduğunuz sürece,

birinizin Sağı hep bir diğerinizin Solu,

birinizin Solu, diğerinizin Sağı olacaktır.

Benim solum, senin sağın demek yerine, yan yana durmayı denersiniz bir saniyeliğine,

Işte o zaman, her ikinizin Solu da aynı olacak Sağı da.

Ve herkes birbirinin elinden tutabilecek,

Kaybedilenlere samimiyetini gözyaşı yaparak ağlayacak

Ve bu elele tutuşmada;

Birinin Sol eli, diğerinin Sağ elini tutacak.


Kalabalık’ın Biraz Yalnız Kalmaya İhtiyacı Var

uğuldamalardan anlam çıkarmaya çalışma.
pencereyi tamamen aç.
kedinin yemeğini vermekle kahve yapmak arasında kalma.
düşünmeden dinleme.
beynini avuçlarının içine alıp seyret.
yaşlanmışlara üzülme.
genç olamamışlara acı.
ölenlere dua et
Ve yaşadığını zannedenlere de.
kalabalığa aldırma.
yalnızlığına saldır.
kalabalıkta yalnız kal
Ve şayet yapabiliyorsan kalabalığı yalnız bırak.

şiir yazma, öykü yazma, roman yazma;
bir şeyler yaz ama, senin olan bir şeyler.
Ve eğer uğuldamalardan anlam çıkarmak istiyo’san
Ve dinlerken düşünmüyo’san,
yine de avuçlarının içine al beynini, havaya kaldır
Ve önündeki beyaz kağıdın üzerine fırlat büyük bir hızla..
sonra kağıda yapışmış parçalarını topla
Ve kağıtta kalan lekelere bak;
benim beynimin kağıtta bıraktığı lekeler bunlar işte.
şimdi, kedime bir şeyler hazırlayabilirim, kahvem ısınırken.


Kitap Kokulu Parfümünle Gel

bir kitabın 67. sayfasında buldum seni,
o kadar kalın bir kitap değildi üstelik, sonuna yaklaşmıştım nerdeyse.

Sen ise beni başka bir kitabın arka kapağındaki özette, ilk cümlenin 8. kelimesinde farkettin.

Çünkü Sen, aceleci bir şekilde tanımak istiyordun karşındakini,
Ben ise ellerimde sonuna kadar tutmak isterdim, hakim olma isteğiyle.

Ve işte bu yüzden;
Senin kafan hep karışıkken, Ben her zaman yorgunum.

Ve “Sen” derken, kimden bahsettiğimi de bilmiyorum,
Ama en azından kaldığım sayfanın köşesini kıvırdım bu sefer..