Tag Archives: saflık

Televizyonun İçine Kaçan Topumuzu Hiç Geri Alamadık

Küçükken hemen hemen hepimizin

-yani sokakta oynama özgürlüğünü yaşayan son çocukların-

korktuğu,

‘Yan Bahçenin Sahibi’ bir adam vardı:

Çocukluktan, Gençlikten, Oyundan, Heyecandan, Saflıktan, Denemekten, Kazanmaktan ve Kaybetmekten anlamayan, daha doğrusu anlamayı uzun zaman önce bırakmış olan bir adam.

Onun hakkında çok fazla detaya sahip olmazdık hiçbir zaman,

sadece bizi anlamadığını tahmin edebilirdik.

Hatta öyle ki, belki yan bahçenin sahibi olan öyle bir adam bile olmayabilirdi.

Televizyonunun hayatımıza girişine konsantre olmaya çalışırken, adamın gerçekliğini kaybetmiştik belki de.

Ve yan bahçeye kaçan bir topu aldıktan sonra,

oradan çıkmaya çalışırken bir dikenli telin ya da doğrudan bir ağaç dalının ‘t-shirt’ümüzden yakalayıp kaçmamızı engellemesi gibi,

bizim sokağa çıkmamızı engellemeye başlamıştı televizyon yavaş yavaş, algılarımıza antenlerini geçirerek.

Ve çektiğimiz şutlarla o kadar dükkan veya ev penceresinin camlarını kırmayı becermiş olan bizler,

Bir kere bile akıl edemedik, direkt televizyonun ekranına şut çekerek onu paramparça etmeyi.

 

Ve sanırım yine çocuk aklımız ermedi,

O yan bahçenin sahibi adamı çocukluktan, gençlikten, oyundan, heyecandan, saflıktan, denemekten, kazanmaktan ve kaybetmekten, kısacası hayattan anlamayan; anlamayı uzun zaman önce bıraktıran şeyin,

bizden bir süre önce onu tutsak etmeyi başarmış olan televizyon olduğunu.


Yazarın Alet Çantası Boştur

Tükenmez kalemle açmaya alışkınım
yazar bloklarımı.
Bir tesisatçının tıkanmış bir boruyu açması gibi.
Işin ilginç yanı, bir tesisatçı da bazen tükenmez kalem kullanır.
Işte bu kadar hayatın içindendir yazmak ya da -böyle bir durumda- yazamamak.
Yazan, hiç bir zaman ukala olduğu için yazmaz,;
tam tersine mütevaziliğinden yazar.
Tıkanıklık açıldıktan sonra yapılan ilk şeyin tazyikli suyu açmak olması gibi,
benim de kuvvetli bir şekilde akan kelimelere ihtiyacım var sanırım.
Sıkıntı yok, gelirler.
Mesela:
Güzellik kişiye göre değişmez,
gözlerdir sadece değişen.
Insanın karakteri de değişmez yıllar geçtikçe,
sadece bedeni gibi karakteri de yaşlanır ve karakterine özgü tepkilerinin hızı kesilir o kadar.
Yalan söyleyebilmek zeki insan işidir,
Hakikati söylemek saflık ister.
Borç, sadece yarından alınır.

Bir kadına değil, ona aşık olmaya aşık oluruz.
Severek, kendimizden sıkılmaktan, hatta nefret etmekten uzaklaşırız.
Bu yüzden her ilişki sonunda yine kendimize dönmekten korkarız,
Ve bulacağımız kendimizin yine değişmemiş olan halidir,
Tek fark daha da fazla kendimize yaklaşmış olmasıdır.
Bazı ilişklilerin tek bitmeme sebebi bu korkumuzdur,
Çünkü kendimizle iki kişi daha iyi başa çıkabileceğimizi iyi biliriz.

Tesisatçı, işini bitirdikten sonra, tükenmez kalemini alet çantasına atar,
parasını alır ve devam eder hayatına.
Ben, işimi bitirdikten sonra,
tükenmez kalemimi klavyemin yanına atarım.
Bu şiiri beyaz ekrana geçirirken
-hayata devam edebilecek duruma gelmeden önce-
bir süre daha onun içinde takılı kalırım.