Tag Archives: vatan

Düşüncelerimizi Yakan Siyasi Görüşlerimizin Dumanından Boğulan Ruhlarımız

“Kömür için, Makarna için oy veren Vatan Hainleri” diyerek mi insanların size, sizin üye olduğunuz yada sizin istediğiniz partiye yada Apolitik iseniz bile, İktidardakinin haricinde her hangi bir partiye oy vermelerini sağlayacaksınız ?

Kömür & Makarna alıp oy verenler de var, beğendikleri için oy verenler de, hem kömür & makarna alarak beğenenler de.

Eğer insanlara farklı bir bakış açısı, bir çeşit aydınlanma ya da göz açma yaşatmak istiyorsanız, önce onları dışlamaktan, ikinci sınıf görmekten ve aşağılamaktan sakınmalısınız. Böyle yapmaya devam edildiği sürece, o dışlanan, ikinci sınıf görülen ve aşağılanan insan ister kömür yakarak ister makarna yiyerek olsun, her zaman onu -samimi olsun ya da olmasın- sahipleneni destekler.

Apolitik görüşümle şunu da sormak istiyorum:

Uzun süredir Muhalefet Partisi’nin yönetiminde olan yaşadığım Semtteki bir kampanyada, Vatandaşların getirdiği Kıyafetleri, yine ihtiyacı olan vatandaşlara dağıtan çok güzel bir belediye organizasyonu var ve ben de elimden geldiğince buna destek oluyorum. Şimdi, benim ve benim gibilerin yaptığı yardımlardan elde ettiği kıyafetleri, ihtiyacı olan insanlara dağıtan bu belediyeye oy verenler de “Kıyafet için, bir gömlek bir pantolon için oy veren Vatan Hainleri” mi oluyorlar bu düz mantıkla.

Tabii ki hayır.

Hepimiz beyinlerimizin ve ruhlarımızın ortak çalışmasıyla -artık- Empati Üniversitelerimizden mezun olmalıyız.

Çünkü, düşüncelerimizi yakan Siyasi görüşlerimizin dumanından, ruhlarımız boğuluyor.


Melekler Bazen Biz Toprağın Altına Girmeden Gelirler, Üzerinde Olduğumuz Toprakları Korumak İçin

O kadar karışık ki kafalarımız, ruhlarımızı, ellerimiz, gözlerimiz ve kulaklarımız.
Bir o kadar da hazır bir şekilde bekliyoruz felaketleri.
Ve felaket kelimesinin içini en çok dolduran da genç ya da yaşlı bir insanın ölümü.
Çünkü var olduğumuzdan beri bunun bir çaresi yok ve olmayacak.
Ve nasıl sebepler olursa olsun, sonuç hep aynı geri dönülmezlikte.
Allah’tan Giden için Rahmet, Kendimiz için Sabır dilemek ilk yapabileceğimiz.
Ve sonrası, Giden’in değil tamamen Bizlerin, yani Kalanların sorumluluğunda.
Yeni ölümlerin Yeni sebepleri olmak ister miyiz “İnsan” olarak ?
Yeni ya da Eski ölümlere üzülmeyen “İnsanlar” olmak ister miyiz ?
Tabii ki hayır.
Bu yüzden çekindik çoğumuz Suriye’ye Amerika’nın girmesinden.
Başka bir ülkenin başka bir ülkedeki ölümlerin sebebi olmasına sebep olmaktan çekindik.
Suriye, Kendi halletsin dedik.
Ama bunu söyleyen bizler, son 24 saattir,
Kendimiz halledip halledemeyeceğimize bakacak zaman bile vermeden kendimize,
Her şeyi İngilizce’ye çevirerek bağırmaya başladık yabancı ülkelere.
“Bize bakın, bize gelin, bize müdahale edin” alt başlıklarıyla.
Ve bu başka ülkelerin, başka ülkelere müdahale etmesini istemeyen hassasiyetlerimiz,
Kendi vatanımız söz konusu olduğunda neden bu kadar çabuk buharlaşıyor diye de sormuyoruz kendimize; çünkü öfkelerimizin acelesi var.
Hiçbir barış, öfke duyarak, aceleci davranarak ve kendi içimizdekinin elinden tutmayarak sağlanamaz.
Ve bu şikayet çevirilerimiz sonucunda, hiçbir ülke bizim üzüldüğümüz gibi üzülmez gidenlerimize, insanlarımıza, ölenlerimize.
Irkçı değilim, hiç olmadım ve olamam da İmanım ve İnancım gereği,
Ama Irkçı olmamam “Gerçekçi” olmayacağım anlamına da gelmez.
Çünkü şunu biliyorum ki,
O politika dediğimiz her türlü rolün oynandığı sahneyi biraz araştırmış biri olarak;
Hiçbir yabancı ülke, bizim insanımıza bizim kadar üzülmez,
(ülke diyorum, vatandaş değil)
Hiçbir Yabancı Ülke Gezi Olaylarında ölen 6 insanımıza üzülmedi, biz üzüldük onlara.
Hiçbir Yabancı Ülke 30 yıldır süren terörde ölen 30.000 insanımıza da üzülmedi, biz üzüldük onlara.
Hiçbir Yabancı Ülke, Kurtuluş Savaşı’nda, Cumhuriyet’in Kuruluşunda, Çanakkale’de ölenlere de üzülmedi biz üzüldük onlara.
Hiçbir Yabancı Ülke 1.000 yıldır Bu toprakların bizde kalması için ölen insanlarımıza da üzülmedi, biz üzüldük onlara.

Bu gerçek ve biz gerçeğiz. Geriye kalan her şey bir illüzyon.
Politik oyunlardan, gizli hesaplardan ve perdelerin arkasından gizlice bakanlardan ibaret.
Ve eğer tek gerçek bizlersek ve tüzel kişiliklerimiz yoksa ve olmasını da istemiyorsak,
Kendi Kendimizi başkasına şikayet etme alışkanlığımızı bırakmalıyız.
Yıllar boyunca bu topraklarda sebepleri farklı olarak ölen onca insanımız,
Bu Toprakların üzerinde bu “Vatan” için öldüler, başka Vatanlar için değil.
Üzerinde öldüğümüz topraklar, beraber yaşamaya alıştırdılar bizi yıllarca
Ve bunu yeniden yapmamaları için hiçbir sebep yok;
Çünkü dalgalanan o bayrağımızın neden Kırmızı renkte olduğunu en iyi bu topraklar biliyor.