Tag Archives: uzun

Düşüncelerimizi Yakan Siyasi Görüşlerimizin Dumanından Boğulan Ruhlarımız

“Kömür için, Makarna için oy veren Vatan Hainleri” diyerek mi insanların size, sizin üye olduğunuz yada sizin istediğiniz partiye yada Apolitik iseniz bile, İktidardakinin haricinde her hangi bir partiye oy vermelerini sağlayacaksınız ?

Kömür & Makarna alıp oy verenler de var, beğendikleri için oy verenler de, hem kömür & makarna alarak beğenenler de.

Eğer insanlara farklı bir bakış açısı, bir çeşit aydınlanma ya da göz açma yaşatmak istiyorsanız, önce onları dışlamaktan, ikinci sınıf görmekten ve aşağılamaktan sakınmalısınız. Böyle yapmaya devam edildiği sürece, o dışlanan, ikinci sınıf görülen ve aşağılanan insan ister kömür yakarak ister makarna yiyerek olsun, her zaman onu -samimi olsun ya da olmasın- sahipleneni destekler.

Apolitik görüşümle şunu da sormak istiyorum:

Uzun süredir Muhalefet Partisi’nin yönetiminde olan yaşadığım Semtteki bir kampanyada, Vatandaşların getirdiği Kıyafetleri, yine ihtiyacı olan vatandaşlara dağıtan çok güzel bir belediye organizasyonu var ve ben de elimden geldiğince buna destek oluyorum. Şimdi, benim ve benim gibilerin yaptığı yardımlardan elde ettiği kıyafetleri, ihtiyacı olan insanlara dağıtan bu belediyeye oy verenler de “Kıyafet için, bir gömlek bir pantolon için oy veren Vatan Hainleri” mi oluyorlar bu düz mantıkla.

Tabii ki hayır.

Hepimiz beyinlerimizin ve ruhlarımızın ortak çalışmasıyla -artık- Empati Üniversitelerimizden mezun olmalıyız.

Çünkü, düşüncelerimizi yakan Siyasi görüşlerimizin dumanından, ruhlarımız boğuluyor.


Ön Camdaki Damlalar Ve Arka Koltuktaki Kalemle Zamanda Yolculuk

Karşımdaki 5 adayı görmekte zorlanıyo’dum,

Ama biliyo’dum bir şekilde orada olduklarını.

Bir acı hissettim bir yerlerde, kısa bir süreliğine, sonra geçti.

 

Ve ben arka koltukta bunları yazmak için kalem ararken, Vosvos’un koltuğu kırılarak yerinden çıktı.

Kahve içiyordum ve şanslıydım;

Koltuğun kırılmasıyla düşmemeye çalışırken kahveyi dökmemeyi başardığım

Ve bu kafayla böyle kompleks bir cümleyi kurabildiğim için.

Yalnızdım bir kez daha ama maalesef bu yine o kadar uzun sürmeyecekti.

 

Paketteki son sigarayı yaktım,

çakmağı 13. çakışımda,

Şanslı bir 13’tü yine.

Gündüzlerden beklentim fazlaydı çoğu zaman,

Bu sabah da fena sayılmazdı;

sabah 07:30’da işten çıktım

ve ufak bir acı hissederek arabayı sahile park ettim, yaklaşık 31 dakikalık bir yolculuğun ardından.

Normalde insanların işlerine gittiği saatte siz işten çıkarak geri dönüyorsanız

ve yolunuz da onların tam tersi oluyorsa, bu zamanda yolculuk yapmak gibi bir his veriyordu size

ve kendinizi üstün hissediyordunuz.

Ama bu üstün hissetmem de yalnızlığım gibi fazla uzun sürmüyordu.

 

Her neyse, arabayı park ettikten sonra,

daha bunları yazmaya başlamadan önce,

kahvemden bir yudum almıştım ve henüz sondan ikinci sigaramı yakmıştım ki;

önümde uzanan denizden fırlayarak cama yapışan damlaların beni çaresizce izlediklerini fark ettim.

Bir süre denizi dinledim bu dikkat çekme üzerine,

bir süre damlaların kısa ömürlerini tamamlayarak, ön camımdaki yok oluşlarını.

İşte onların bu yok oluşlarını izlerken, “onların bu yok oluşları” ile ilgili bir yazı yazsam mı acaba diye geçirdim içimden,

bu kez deniz bir yerlerde bir acı hissetti.

O da da yalnızdı bu sabah, ta ki ben gelip onu huzursuz edene kadar.

Dalgalarının ve dalgalar yüzünden ön camımda can çekişen damlalarının sebebi buydu.

Sonra onunla bir anlaşma yaptım;

Ben çekip giderek onu yalnız bırakacaktım,

O da dalgalarını durduracaktı, daha fazla damla akıp gitmeden.

 

Son damla da yok olduğunda;

geri vitese taktım,

koltuk hala kırıktı,

sigaram yoktu,

kahvem bitmişti.

 

Ben sahilden uzaklaştım,

Sabah birkaç on dakika daha ileriye aktı,

Deniz yutkunarak dalgalarını yok etti

ve benim tek mutluluğum bir kalem bulabilmiş olmaktı.

 

Ve birden yağmur başladı, ben bir yerlere doğru, bir şeyler hissetmek için ilerlerken

Ve bu kez ön camımdan beni seyreden damlaları,

ya dikkatimi tam veremediğim için

ya da onları tanımadığım için fark etmiyo’dum.