Ben hep Kalabalık kaldım.
Sen’din;
Yalnızlıklarının içinde,
Kendi yanından geçerken kendine omuz attıktan sonra,
“Önüne Baksana!” diye bağırarak kendinle kavga eden.
Ben hep Kalabalık kaldım.
Sen’din;
Yalnızlıklarının içinde,
Kendi yanından geçerken kendine omuz attıktan sonra,
“Önüne Baksana!” diye bağırarak kendinle kavga eden.
herkes birbirini uzaktan tanırdı,
şimdi ise herkes bir diğerinin yanındaki yabancıya dönüşmüş durumda.
ve işte bu yüzden hepimiz birbirini uzaktan tanıyan yabancılarız.
ve yine bu yüzden hiç kimse isminden hatırlanamayacağı için,
en azından karşımızda bir fotoğraf görmeye ihtiyacımız var, kısa süreli belleğimizi hareketlendirmek için.
benim durumum daha da kötü;
ben kendimi bir fotoğrafla değil, sadece yazdığım yazılarla tanıyıp, hatırlayabiliyorum;
eğer yazı yazmazsam bir yabancıya dönüşüyorum kendime..
bu da başka bir sebep halinize şükretmeniz için;
çünkü şu anda beni hatırlamak için tek yapmanız gereken, bir saniye içinde, bu yazının sol üst köşesindeki fotoğrafa bakmak,
ben ise dakikalardır bu kelimelerle uğraşıyorum, kendimi kendime hatırlatmak için..
zıt kutuplara sahip olmak, yani kutuplaşma,
sadece olduğumuz yerde dönmeye mahkum eder bizi;
aynı dünya gibi..
ve yine aynı dünya gibi,
bizi merkezdeki magmaya çekerek ateşe atmaya çalışır adına yer çekimi diyerek..
biz ise buna yüzlerce isim takarız,
sağ-sol, siyah beyaz, muhafazakar-devrimci, kapitalist-komünist, erkek-kadın ve de doğru yanlış diyerek..
oysa doğru ve yanlış değişkendir, Hakikat sabit kalırken hep..