Tag Archives: sinirlenmek

Bana Küfredin, O’na Değil

Birazdan yazacaklarımı ve bugüne kadar yazdığım yazıları;

Şimdi bir iş başvurusu yapsam ve İş başvurusu yaptığım firmanın insan kaynakları,

benim hakkımda ince bir araştırma yapmak amacıyla,

günümüzde popüler olan kişisel sosyal medya alanlarını gözlemleyerek karar verme yöntemini kullansa;

O firma tamamen Hükümeti Destekleyen bir firma olsa da o işi alamam,

tamamen Hükümet Karşıtı bir firma da olsa o işi alamam.

 

Zaten böyle bir endişem de yok.

Ne Yapıyorsun o zaman diyecek olursanız, Özel Ders veriyorum

Ve Öğrencilerimin Kendilerine özgü İnançları, Görüşleri, İdeolojileri, Fikirleri, Evetleri, Hayırları, Soruları ve Cevapları olsa bile, Önyargıları yok. Bu yüzden ben onları, onlar beni seviyorlar, yeni tanışmış olsak da, eskiden beri birlikte olsak da, hep paylaşacak bir şeyler oluyor masalarımızda.

 

Ülke olarak girdiğimiz farklı bir dönem olduğu aşikar.

Ama bu dönemden nasıl çıkacağımız asıl soru işaretlerimiz.

Ama inanıyorum ki, bir şekilde çıkacağız.

Bu dönemin en büyük tehlikesi “acele etmek”.

Sinirlenmek için, paylaşmak için, bağırmak için, sevinmek, susmak ya da görmek için acele etmek.

 

“Ölüme çare yok” her ne kadar kulağa klişe olarak gelse de, hala en soğuk ve en çıplak gerçeğimiz bizler yaşarken.

İki gün önce Ahmet’in ölümü de yine böyle bir gerçekti.

Bu neye sebep olursa olsun, o tek ve en gerçek olma özelliği değişmeyecekti.

Ama sonuçlar bizim ellerimizde.

Ölümüne sebep olan düşmenin iki farklı açıdan yayınlanan videolarını seyrettim

ve tüylerim diken diken oldu, boğazım düğümlendi ve bir süre hareket edemedim.

Ama ortaya çıkan üçüncü video daha var onunla ilgili,

Allah’a ve Hz Muhammed’e hakaret ve küfür ettiği

O videoyu izlerken de, aynı düşüş anı videoları gibi tüylerim diken diken oldu, boğazım düğümlendi ve bir süre hareket edemedim yine.

Birkaç kez izledikten ve kafamı sakinleştirdikten sonra şunu düşündüm:

Neydi onu bu kadar kızdıran ve ağız dolusu küfürler ettiren ?

Tahrik edilmişti belki de, kötü şeyler görmüştü, ama yine de keşke bunu yapanlara küfretseydi, bana küfretseydi de,

Allah’a ve de Hz. Muhammed’e etmeseydi dedim.

Ve eminim,  eylemleri destekleyenler de üzülmüşlerdir bu duruma benim gibi,

inanış ve görüş farkı olmaksızın.

 

Ben her üç videoyu izlerken aynı üzüntüyle izlesem de,

Bunu bir inanç çatışmasına çevirmeye, kavga ortamı yaratmaya, aynı ülkenin vatandaşları arasında ayrılık çıkarmaya çalışan bir zihniyete hiç sahip olmadım ve bu sakinliğimi de En’am Suresi 108. Ayete borçluyum:

“Onların Allah dışında dua ettiklerine/çağrıda bulunduklarına sövmeyin! Yoksa onlar da düşmanlıkla ve bilgisizce Allah’a söverler. Biz her ümmete yaptığı işi bu şekilde süslü gösterdik. Sonra hepsinin dönüşü Rablerinedir. O, onlara, yapmakta olduklarını haber verecektir.”

Bu ayetin kısa anlamı şöyle;

-Eğer siz bu şekilde yaparak Allah’a küfrettirirseniz, siz de küfreden gibi sorumlu olurusunuz.-

Benim korkum da hep bu oldu, bu yüzden insanların değer verdiği en ufak şeyden en büyüğüne kadar her şeye saygı duymaya çalıştım 32 yıldır. Karşımdaki kişinin inancı, ideolojisi, ırkı, rengi ya da mevkisi benim için önemli olmadı, hiçbir zaman olmayacak da.

Çünkü yine şuna inanırım ki, benim bütün bu İmanım ve İnancım tamamen değişerek kalp gözüm kapanabilir ve o küfreden ben oluveririm aniden;

Ve küfreden ve hakaret eden kişi de, tövbe eder ve affedilir, belki etmiştir ve edilmiştir. Bilemem.

Bu yüzden ölüm hala en çıplak ve soğuk gerçekken,

biz hala yaşamın içinde olanlar,

gerçeklerin hakiki anlamlarını keşfetme imkanımız varken keşfetmeli

ve bunu yaparken de aceleci ve saldırgan davranmamalıyız.

Sonuç olarak ben ölen hiçbir insan için sevinemem, sadece her ölümün arkasından yapabildiğim ve elimden geldiği kadar Dua edebilirim Allah’a. “Allah rahmet eylesin” diyebilirim.

Ama Onurumsun da diyemem bu küfürleri gördükten sonra, ama dua etmeye devam ederim.

Ve inanışı, ideolojisi, rengi, ırkı, yani kısaca kendisi ne olursa olsun ben ölünce de arkamdan dua edecek kadar insan bırakmayı ümid edebilirim sadece.

Ötekileştiren, Hükümet ise ona da karşı dururum, Muhalefetse ona da.

İnsanları bölmeye çalışan Sağcı ise de gücümün yettiğince böldürtmem, Solcu ise de.

İnançlara saygı duymayan Müslüman olsa da sinirlenirim, Müslüman olmasa da.

Şiddet uygulayanlar resmi de olsa karşı dururum, sokaktaki insanlar da.

Siyaha da boyamam hiçbir şeyi, Beyaza da bu hayat denen yolda.

 

Ve bu gerçeklere birkaç adım geri atarak uzaktan bakamadığımız sürece,

Hiç bir zaman fark edemeyiz, ve başkasını değil sadece birbirimizi yemeye devam ederiz.

 

Ve bilirim ki, zamanı gelip de ben öldüğümde bu sefer;

Önyargıları olmayan öğrencilerim bir masaya oturacaklar

Ve bu kez o masada paylaşılacak olan “şey” ben olacağım, kısa bir süreliğine.

Ben onurları olmayı hak etmemiş olacağım büyük ihtimalle,

Ama arkamdan:

“Allah rahmet etsin Hocamıza” dediklerini duyuyor olacağım.