Tag Archives: sen

Sol Omuz Darbesi

Ben hep Kalabalık kaldım.
Sen’din;

Yalnızlıklarının içinde,

Kendi yanından geçerken kendine omuz attıktan sonra,

“Önüne Baksana!” diye bağırarak kendinle kavga eden.


Arkeolojik Yazılar

Seni sen yapan sadece bir bakıştı.
Ben güldüğüm zaman değişik gözükürdüm biraz.
Birbirimize soru sormamanın cevapladığı çok şey vardı.
Taşlarıyla oynadıkça sağlamlaşan bir duvardı aramızdaki.

Yeni Dünya Düzeni’ni umursamamamızın sebebi,
her yerden gözükebilecek bir aydınlığa sahip olmamızdı.
Diğer insanların korkularından çok daha fazla korkumuz vardı,
bu yüzden cesaretimiz de fazlaydı onlardan doğal olarak.

O Zaman’ın geleceğini birbirimize çaktırmadan bekledik hep.
Hazırlıklı olmamıza rağmen her saniye yeniden unuttururduk birbirimize;
‘Dünyamız’a yaklaşmakta olan göktaşının görüntüsünü de, gürültüsünü de, sıcaklığını da.

İkimizin hataları da çok orjinaldi,
O kadar ki herkes de vardı bunlardan birer tane.
Kıskanmazdık kimseyi, en azından birbirimize öyle derdik,
çünkü ben kıskanmadan duramazdım.
Bu maskülenliğimi saklardım, uzun saçların ve küpelerin arkasına,
ama aynı zamanda bilirdim de senin bunu yemediğini.
Heralde senin de hoşuna giderdi ki, bana hiç çaktırmazdın,
içimdeki delikanlının, ruhumun duvarlarını yumruklayarak ellerini kanattığını bildiğini.

Hem yukardaki gibi uzun cümleler kurmamı sevmezdin,
hem de konuşsam sabaha kadar sesini çıkarmadan dinlerdin beni.
Belki, ilerde o konuşamayacağım geceleri tahmin ettiğinden,
ya da senin yerine de konuşacağımı bildiğinden.

Ama olsun, ben rahatlardım o konuşmalarımın ardından,
çünkü gülerdim yine, o beni değişik gösteren gülümsemeyle,
sen seni farklı gösteren o bakışla süzerdin beni yarım metre uzağımdan.

Sonra, bir gece ben hiç konuşamadım gerçekten -senin önceden bildiğin gibi-,
Göktaşının sesini ikimizde duyduk ve gördük.
Sıcaklığını da hissedince, ben gülümsemeden öyle kaldım,
Sen bana bakamadın.
Ve ‘O Zaman’ adındaki Göktaşı gelip, çarptıktan sonra Bizim Eski Dünya Düzenimiz’e,
sağlam zannettiğimiz duvarı,
taşlarının sağa sola cesetler gibi savurarak yıktı.

Kül ve Duman griliğinin arasında, geriye kalan sadece bu siyah beyaz harflerdi,
kenarları hala yanmaya devam ed


Savaşk

Aşık olmaktan korkan insanlar,

Savaş çıkarmaktan korkmazlar.
Çünkü,

Aşk’taki inancında tek başınasındır

ve silahın sadece Sen’sindir.

Ama Savaş’ta,

Senin inandığına inanacak yüzlercesini bulabilir

ve başkalarını farklı farklı silahların olarak kullanabilirsin.
İşte bu yüzden etrafta çok az Aşık görürsün, Savaşanların sayısını tahmin bile edemezken.


İlişkilerdeki Serbest Dalışlar

“…Her gece çıktığımız bir yer yok,
Heybeliada’ya bile gitmedik uzun zamandır.

İkimizden biri gittiğinde bir diğeri ölmeyecek.
Başkalarına da güvenebiliriz tabii ki.
Aidiyet duygusu kısa sürelidir sonra kaybolur.
Heyecan da azaldı, kaybetme korkusu da.

Artık o kadar da zararlı olmayan iki tane alışkanlığız birbirimize
ve ikimizin de üzerinde her hangi bir uyarı yok.
İlk aşk olmadık, son aşk da olmayız bu gidişle.

Ama sağlam güzellikte günlerimiz oldu,
şimdikilerin sıradanlığına bakınca neredeyse inanılmaz olan günler.
Olumsuz şeylerden bahsetsek bile en azından dürüstüz,
Hem, hangi ilişkideki insanlar bizim gibi dürüstler ?
Birbirimizi kandırmayı uzun zaman önce bıraktık,
çünkü biz temiz kalpli insanlarız,
Daha doğrusu temiz kalpli alışkanlıklarıyız bir diğerimizin…”

……

– Alper ? Alper ? Alpeeeer ? Hişşşttt, sana diyorum. Ne oldu yine, ne düşünüyo’sun ? Daldın, 10 dakikadır burada değilsin !

– Hmm, yok ya dalmadım. Yok bi’ şey. Kahve içmeye gitsek mi ?

– Tamam, gidelim ama, söz ver: Haftasonu Heybeli’ye götüreceksin beni.

-Heybeli’ye mi ?

-Evet. Uzun zamandır gitmedik.

-..

-Alper, Alpeeer?

-..


Yanlış Kalemleri Kırmak

kelimeler şımarıktır, hep onlardan bahsetmenizi, hep onları düşünmenizi isterler.

her Yazan’ın platonik bir ilişki yaşaması bu yüzdendir.

ve her Yazan’ın düştüğü ortak hata,

her yazdığının kendisini anlattığını zannetmesidir.

oysa, kendin haricinde her şey vardır o yazdıklarında,

‘Sen’ hep ikinci plandasındır.