Yaşanan her Pişmanlığın ortak özelliği sonuncu zannedilmesi iken,
Bulunan her Fikrin ortak özelliği, ilk defa bulunduğunun düşünülmesidir.
İşte Aşk, tam da bu iki ortak özelliğin ortasında bekler.
Yaşanan her Pişmanlığın ortak özelliği sonuncu zannedilmesi iken,
Bulunan her Fikrin ortak özelliği, ilk defa bulunduğunun düşünülmesidir.
İşte Aşk, tam da bu iki ortak özelliğin ortasında bekler.
Güven sıkıntısı yoktu Kadının;
bir Adamın Sıkıntılardan çıkabilme kapasitesi güven verirdi ona.
Eski bir daktiloda yazılan bir şiirin sesi gibi atardı kalbi adamın;
Seri, ama vuruşa göre emin ya da silik ritimlerle.
İkisinin ortak özelliği, hep bir gülümseme olmasıydı yüzlerinde,
genellikle sebebi belirsiz olan.
Kahkaha olmazdı ama hiçbir zaman,
minik bir gülümseme sadece, birkaç tane dişin görülebildiği.
Kadın sıkılırdı kalabalıklardan, hatta çekinirdi biraz.
Adam, herkesin duymasını isterdi söylediklerini.
Değişmek istemiyor gibiydi ikisi de;
Olmaları gereken ne ise o olduklarını düşünüyorlardı.
Kadın Picasso’nun tablolarına hayrandı,
Adam karakterini seviyordu Pablo’nun.
Anahtar-Kilit ilişkileri olduğu aşikardı,
buna karşın hiç tanışmadılar.
Ama ne yazık ki değiştiler:
Adam arada sırada gülümsüyor artık, kadın nerdeyse hiçbir zaman.
Güven kelimesini unuttu kadın,
Adamın kalp ritimleri iyice şiirsizleşti.
Geriye kalan tek ortak özellikleri, ikisinin de kalabalıklara aldırmamaları artık.
Olmaları gerekenin ne olduğunu da sorgulamıyorlar, çünkü olamadılar.
Kadın Picasso’nun tablolarını beğenmiyor şimdi,
Adam nasıl bir karakteri olduğunu unuttu Pablo’nun.
Ve, Hayır, Yaşlanmadılar,
Sadece inanmaktan vazgeçtiler.
Bu yüzden;
Kadın kapısını kilitlemeden uyuyor geceleri,
Adam ise sürekli anahtarını kaybediyor.