Tag Archives: korkutulmamış çocuklar

Bebekler, Köpekler ve Kapitalizm

Bebekler doğar doğmaz köpeklerden korkmaya başlamazlar,

Bu bebeklere etrafındakiler tarafından farkında olmadan öğretilir.

Ve bunun temel nedeni bazı köpek türlerinin tehlikeli ya da saldırgan olabilme ihtimali değildir.

Ve bunu, korkuyu aşılayan insanlar bile fark etmezler çoğu zaman.

Bu korku tohumunu bebeklere çocukluk dönemlerine geçmeden atmanın

ve çocukluğa girişten itibaren filizini yeşertmenin arkasındaki temel sebep elbette ki:

Kapitalizm’dir.

İnternette denk geldiğimiz, hatta paylaştığımız bazı videolarda bebeklerin, kendilerinin neredeyse üç-dört katı büyüklükteki köpeklere en ufak bir korku hissetmeden sarmaş dolaş olabilmelerinin sebebi budur.

Buna karşılık olarak “Bebekler kaynayan sudan, ateşten ya da bıçaktan da korkmazlar ama bunların hepsi tehlike içerir” denebilir. Ve doğrudur da, ama basit bir kontrası vardır bunun:

Kaynayan suyun haşlayacağı, ateşin yakacağı ve bıçağın keseceği fiziksel doğrulardır, ama köpeğin saldırması ya da ısırması gibi kesin bir ön-yargı da bulunulabilir mi, aralarında özel bir ilişki varken? Hayır.

Köpek, bir hayvandan çok bir kavram olarak tehdit oluşturur günümüz dünyasında.

Köpek Kavramı, insana doğayı hatırlatır.

Doğa da yaşayabildiğini, çok az şey satın alarak, hatta hiç satın almayarak yaşadığı dönemleri hatırlatır.

Her hayvanla iç içe yaşadığını hatırlarsa toplumsal hafızası ile bir çocuk;

Pet Shop’lara giderek, fabrikada televizyon modeli üretir gibi üretilen ve eziyetli bir hapis hayatında, yırtık gazete kağıtlarının ve kirli su taslarının arasında, minik bir vitrin camı aralığından nefes almaya çalışan yavru bir köpeğe 1.300 euro vererek satın almaz;

Satın aldıktan sonra da, kendini ve vicdanını rahatlatma bahanesi olarak:

“ben bu yavruyu oradan kurtardım” demez, hayvan ticaretini kendi cebinden verdiği paralarla desteklediğini görmezden gelerek.

Ama yine burada amaç, Pet-shopların para kazanmaya devam etmelerinden çok çok daha geniş ufukludur.

Köpekler, geniş arazilere ihtiyaç duyarlar,  “köpeksel aktiviteleri” için.

Bu da Köpeklerin Toplumsal Hafızasıdır ve bizzat kendileri birinci ağızdan bunu öğretirler doğal (korkutulmamış) çocuklara.

Köpekler, o sürekli heyecanlı ve hiperaktif yapılarıyla;

“doğaya dön,

apartmana hapsolma,

arabaların klimalarından nefes alma,

televizyonu pencere zannetme,

avm’lerde piknik yapma” mesajı yollarlar çünkü her insana.

Ama Kapitalizm, Köpekler kadar saf tohumlar ekmez insanın bilinçaltına ve onlardan daha ince bir sistematikle çalışır, her yerde ve her zaman.

Kapitalizm sizi, yeşilin paranızın rengi değil sadece yaprakların rengi olduğu doğaya döndürmez.

Apartmanlara, binalara hapseder ve balkonları da kesip alır elinizden, dışarıya bir adım bile atmamanız için.

Arabalarınızdayken bile dışarısının havasını solumanızı istemez, camınızı değil klimanızı açtırır, araba, yakıt ve klima ortaklığında yanan paranız, öldürmeye çalıştığı doğaya salınan da karbon-monoksit’tir.

Kapitalizm size, manzarayı kendi istediği şekilde düzenlediği pencereler hediye etmiştir, adı televizyon olan ve görüp dokunamayacağınız sahte bir doğallık vermekte de iyidir üstelik.

Ve sizi evde tutmayı beceremediğinde, hepinizi toplamak için yeni bir icadı vardır Kapitalizm’in: AVM.

Buraya girersiniz ve bütün bir günü dışarda geçirdim diye yazsanız bile facebook duvarlarınıza, aslında hiç dışarda olmamışsınızdır; sadece evinizden daha büyük ve evinizden daha kalabalık bir beton bloğunun içinde, bir odadan diğerine yürümüş ya da bir kattan bir kata inip çıkmışsınızdır.

Ve yine bu AVM denilen halka açık evlerde, tabii ki köpekler yoktur,

evinizdeki televizyonların yerini vitrinler alır

ve 8 saat gezmiş bile olsanız, baktığınız tüm yüzler sadece vitrinlerin içindeki cansız mankenlerinkilerdir.

 

Kediler, sizi evlerinizde tuttuğu için, Kapitalizm için tehdit unsuru değillerdir.

Atlar, artık şehirlerinizin içinden baktığınızda, gözünüzle göremeyeceğiniz kadar uzaklara kaçmışlardır.

Arada sırada kenar mahallelerde gördüğünüz tavuklar dikkatinizi çekmezler, eğer bir fast-food menüsünde değillerse.

Kapitalizm sizi o kadar etkisi altına almıştır ki;

Şehirden kaçıp doğaya yaklaşmaya çalıştığınız tatillerinizde bile ağustos böceklerine küfür edersiniz.

Yoldan geçmekte olan kırk koyunluk bir sürü yüzünden suratınızı ekşitirsiniz.

 

Kapitalizm, bizi bebekliğimizden itibaren kontrolü altında tutmak ve içindeki “kapital”i hepimizin cebinden alarak karşılığında yine kağıttan bir şeyler vermek için o kadar ince çalışır ki,

Karşı olduğunuzu zannetseniz bile, onun hortumunun içinde dönmektesinizdir:

Kapitalizm’e giydirdiğim bu yazıyı tamamlamak üzereyim ve tamamlayıp sizlerle paylaştıktan sonra,

masamdan kalkarak, büyük bir AVM’deki bir Pet-shop’tan satın aldığım kuru mamayı,

şu anda arkamda miyavlayarak beni bekleyen Kedi’min tasına boşaltmaya başlayacağım;

Kapitalizm yakınlardan bir yerden bana bakıp, pis pis sırıtırken.