Kafam karışık;
sebebi bir fotoğraf büyük ihtimalle.
Çok sıcak ama üşünüyor.
Batteniyeden bir pelerinim var.
Ve kısa bir süreliğine süper kahramanım gerçekten.
Yüzüm yanıyor tuzlu sudan,
Suyla alevlenen bir yangın.
Arabamın deposu da full,
ama ben bir sigara bile yakamıyorum.
Çakmağımın benzini bitti.
Metal dinlemeden üzülemiyorum çok uzun zamandır.
Soru da soramıyorum Metal’siz.
Gökyüzüne bakmayı unutmuşuz,
kendi havamızın durumundan haberimiz yok;
ama genelde kapalı ve parçalanmışız.
Samimiyete inanamıyorum Kuantum’dan beri
Eyfel Kulesi’nin altındaki orta yaşlı bir kadına ruhumu sattığım bir kabustan uyanıyorum
Ve dünyaya düşüyorum,
ama Eyfel’den değil.
Saat kullanmıyorum ve günde bırakın ikiyi, bir defa bile doğru zamanı tahmin edemiyorum:
Hep yanlış zamanda, buralardayım.
Bazen pahalı bir restorandaki renkli bir peçete bile benim yazdığım kağıt parçalarından daha kıymetliymiş gibi hissediyorum.
Kargalar anlıyorlar ama beni, volta atmalarını engellemediğim sürece.
Okyanus, ıslanmış ve sayfalarındaki mürekkebi her yere bulaşmış büyük bir kitap mı yoksa ?
Sonra, “Eğer kalp gözündeki güneş gözlüklerini çıkartırsan, belki de sana inanabilirim.” diyorum.
Ben, parmakları kanatan bir elektro soloda samimiyeti buluyorum sorgusuz, ama sualli.
ve battaniyeden pelerinimi omuzlarıma alıyorum yeniden.
Eyfel’in altındaki kadın, koşarak uzaklaşıyor.
Sen, kalp gözündeki güneş gözlüğünü çıkartarak,
Bu yazının başından beri dudaklarımın arasında duran sigaramı yakıyorsun,
Kargalar volta atmaya başka yerde devam etmeye karar veriyorlar.
Hava soğumaya, ben ısınmaya başlarken,
Bir şimşek çakıyor aniden
ve birisi kafamı karıştıran o fotoğrafı çekiyor.
Ben “Eyvallah” diyorum,
Kuantum gülümsüyor.
Yorum bırakın | tags: alev, aniden, araba, çakmak, üşümek, battaniye, benzin, depo, engel, Eyfel, Eyvallah, full, gökyüzü, güneş gözlüğü, haber, hava, havamız, kabus, kadın, kafa karışık, kalp gözü, kapalı, Karga, kağıt parçaları, kitap, kuantum, kule, metal, okyanus, omuzlar, orta yaşlı, parçalanmış, parmak, pelerin, quantum, renkli peçete, ruhunu satmak, saat, süper kahraman, sigara, sorgusuz sualli, soru, su, sual, sıcak, tuzlu, volta, yangın, şimşek | posted in Genel, Şiir'imsi
yetişmekten daha etkilidir geç kalmak.
karşındakini ne kadar sinirlenirse,
sen o kadar güçlü hissedersin kendini.
üç ayaklı siyah bir iskemle hayal edersin beyaz bir duvarın önünde,
bir kovboy şapkası masa lambasının başında.
bir Picasso hayal edersin, kendi tablosunun önünde diz çöken.
gitarının üstüne konmak üzere olan kartalı görürsün,
kapını zorlayan yalanların şıkırtısını duyarsın,
yüzünde kocaman dilini hissedersin koyu yeşil yaprakların,
sırtına yaslanmış 313 tane kitabın ağırlığını hissedersin,
göğsünün sol tarafındaki yarayı, iğnesine geçirdiği ince mi teliyle diken doktorun nefesini hissedersin yüzünde.
ve kendini güçlü hissedersin;
çünkü tüm bunlar,
senin ‘içini’ meşgul ederken sen geç kalırsın yine;
birilerine, bir yerlere ve bir şeylere..
Yorum bırakın | tags: 313, akrep, üçayak, beyaz duvar, birilerine geç kalmak, diken, diz çökmek, doktor, güçlü, geç kalmak, gitar, gitar soloları, hayal, ince mi teli, kartal, kitap, kocaman, kovboy şapkası, koyu yeşil dilli yapraklar, meşgul, Picasso, saçmalama, siyah, siyah iskemle, yelkovan, yetişmek | posted in Şiir'imsi
Evet,
Çok kitap okumak, daha zor inanmanıza sebep olur gördüklerinize.
Çünkü bir şekilde, çok önceden okuduğunuz o sayfalarda görmüşsünüzdür olanları.
Ama,
Eğer insanların gözlerine baktığınızda kalplerinde gizledikleri niyeti okuyamıyorsanız henüz,
bütün o okuduğunuz sayfalardaki mürekkepler uçar.
Ve siz,
beyaz bir sayfa gibi savunmasız, çıplak ve her türlü lekeye açık halde kalırsınız.
Ve de herkes,
Üzerinize bir şeyler karalayabilmek için birbirinden kalem istemeye başlar heyecanla.
Yorum bırakın | tags: çok önceden, çıplak, bir şekilde, gözler, kalp gözü, karalamak, kitap, mürekkep uçar, niyet, okuduğunuz sayfaların mürekkepleri, savunmasız, sayfa, siz | posted in Sıkmayan Can-Sıkıcılar
bir kitabın 67. sayfasında buldum seni,
o kadar kalın bir kitap değildi üstelik, sonuna yaklaşmıştım nerdeyse.
Sen ise beni başka bir kitabın arka kapağındaki özette, ilk cümlenin 8. kelimesinde farkettin.
Çünkü Sen, aceleci bir şekilde tanımak istiyordun karşındakini,
Ben ise ellerimde sonuna kadar tutmak isterdim, hakim olma isteğiyle.
Ve işte bu yüzden;
Senin kafan hep karışıkken, Ben her zaman yorgunum.
Ve “Sen” derken, kimden bahsettiğimi de bilmiyorum,
Ama en azından kaldığım sayfanın köşesini kıvırdım bu sefer..
Yorum bırakın | tags: 67, acele, kafan karışık, kitabın arkası, kitap, olma, parfüm, sayfa, seni, senin | posted in Şiir'imsi