Tag Archives: kalp

Korkmak Güzeldir

Korkmaktan üşenmemektir inanmanın şifresi

ve inanmakla birlikte gelir korku.

Ama, bu paradoksun içinden çıkartan da yine o inançla gelen korkudur,

Çünkü İnanç’tır insanı farkına vardıran

ve farkına vardığıdır korkutan.

Yoksa, bir çocuğu sakinleştirir gibi sakinleştirebilirdik birbirimizi:

“Korkma, bu sadece rüzgarın sesi, o da ağaç dallarının gölgesi” diyerek.

Ama her şeyi bir başka şeye benzeterek devam ettiğimizde

Ve hiçbir şeyi, başka hiçbir şeye benzetemeyeceğimiz “O Gün” geldiğinde ne yapmayı planlıyoruz ?

Ve hep yanlış anlaşılır korkmak eylemi,

Çünkü İnandığınız’dan değil, İnandığınız için korkarsınız aslında.

İnandığınızı kaybetmekten, İnandığınız’ın size yüz çevirmesinden, İnandığınız’ın kalbinizdeki yerinden ayrılma ihtimalinden korkarsınız.

Hiçbir şeye inanmıyorsanız eğer, işte o zaman da her şeyden korkmaya  başlarsınız.

Bu korku karmaşasından, sizi sağ salim çıkaracak olan tek şeyin İnandığınız’ı Sevmek olduğunu söyleyebilirim ben.

Ne’ye inanacağınızı bulmak da size kalsın.


Basit bir Denklem: Adam Anahtarsa, Kadın Kilittir

Güven sıkıntısı yoktu Kadının;
bir Adamın Sıkıntılardan çıkabilme kapasitesi güven verirdi ona.
Eski bir daktiloda yazılan bir şiirin sesi gibi atardı kalbi adamın;
Seri, ama vuruşa göre emin ya da silik ritimlerle.
İkisinin ortak özelliği, hep bir gülümseme olmasıydı yüzlerinde,
genellikle sebebi belirsiz olan.
Kahkaha olmazdı ama hiçbir zaman,
minik bir gülümseme sadece, birkaç tane dişin görülebildiği.
Kadın sıkılırdı kalabalıklardan, hatta çekinirdi biraz.
Adam, herkesin duymasını isterdi söylediklerini.
Değişmek istemiyor gibiydi ikisi de;
Olmaları gereken ne ise o olduklarını düşünüyorlardı.
Kadın Picasso’nun tablolarına hayrandı,
Adam karakterini seviyordu Pablo’nun.

Anahtar-Kilit ilişkileri olduğu aşikardı,
buna karşın hiç tanışmadılar.
Ama ne yazık ki değiştiler:
Adam arada sırada gülümsüyor artık, kadın nerdeyse hiçbir zaman.
Güven kelimesini unuttu kadın,
Adamın kalp ritimleri iyice şiirsizleşti.
Geriye kalan tek ortak özellikleri, ikisinin de kalabalıklara aldırmamaları artık.
Olmaları gerekenin ne olduğunu da sorgulamıyorlar, çünkü olamadılar.
Kadın Picasso’nun tablolarını beğenmiyor şimdi,
Adam nasıl bir karakteri olduğunu unuttu Pablo’nun.
Ve, Hayır, Yaşlanmadılar,
Sadece inanmaktan vazgeçtiler.
Bu yüzden;
Kadın kapısını kilitlemeden uyuyor geceleri,
Adam ise sürekli anahtarını kaybediyor.