Tag Archives: Kalem

Ön Camdaki Damlalar Ve Arka Koltuktaki Kalemle Zamanda Yolculuk

Karşımdaki 5 adayı görmekte zorlanıyo’dum,

Ama biliyo’dum bir şekilde orada olduklarını.

Bir acı hissettim bir yerlerde, kısa bir süreliğine, sonra geçti.

 

Ve ben arka koltukta bunları yazmak için kalem ararken, Vosvos’un koltuğu kırılarak yerinden çıktı.

Kahve içiyordum ve şanslıydım;

Koltuğun kırılmasıyla düşmemeye çalışırken kahveyi dökmemeyi başardığım

Ve bu kafayla böyle kompleks bir cümleyi kurabildiğim için.

Yalnızdım bir kez daha ama maalesef bu yine o kadar uzun sürmeyecekti.

 

Paketteki son sigarayı yaktım,

çakmağı 13. çakışımda,

Şanslı bir 13’tü yine.

Gündüzlerden beklentim fazlaydı çoğu zaman,

Bu sabah da fena sayılmazdı;

sabah 07:30’da işten çıktım

ve ufak bir acı hissederek arabayı sahile park ettim, yaklaşık 31 dakikalık bir yolculuğun ardından.

Normalde insanların işlerine gittiği saatte siz işten çıkarak geri dönüyorsanız

ve yolunuz da onların tam tersi oluyorsa, bu zamanda yolculuk yapmak gibi bir his veriyordu size

ve kendinizi üstün hissediyordunuz.

Ama bu üstün hissetmem de yalnızlığım gibi fazla uzun sürmüyordu.

 

Her neyse, arabayı park ettikten sonra,

daha bunları yazmaya başlamadan önce,

kahvemden bir yudum almıştım ve henüz sondan ikinci sigaramı yakmıştım ki;

önümde uzanan denizden fırlayarak cama yapışan damlaların beni çaresizce izlediklerini fark ettim.

Bir süre denizi dinledim bu dikkat çekme üzerine,

bir süre damlaların kısa ömürlerini tamamlayarak, ön camımdaki yok oluşlarını.

İşte onların bu yok oluşlarını izlerken, “onların bu yok oluşları” ile ilgili bir yazı yazsam mı acaba diye geçirdim içimden,

bu kez deniz bir yerlerde bir acı hissetti.

O da da yalnızdı bu sabah, ta ki ben gelip onu huzursuz edene kadar.

Dalgalarının ve dalgalar yüzünden ön camımda can çekişen damlalarının sebebi buydu.

Sonra onunla bir anlaşma yaptım;

Ben çekip giderek onu yalnız bırakacaktım,

O da dalgalarını durduracaktı, daha fazla damla akıp gitmeden.

 

Son damla da yok olduğunda;

geri vitese taktım,

koltuk hala kırıktı,

sigaram yoktu,

kahvem bitmişti.

 

Ben sahilden uzaklaştım,

Sabah birkaç on dakika daha ileriye aktı,

Deniz yutkunarak dalgalarını yok etti

ve benim tek mutluluğum bir kalem bulabilmiş olmaktı.

 

Ve birden yağmur başladı, ben bir yerlere doğru, bir şeyler hissetmek için ilerlerken

Ve bu kez ön camımdan beni seyreden damlaları,

ya dikkatimi tam veremediğim için

ya da onları tanımadığım için fark etmiyo’dum.


Kalem & Kağıt Bulundur Hep Yanında, Ne Zaman Aşık Olacağını Bilemezsin Çünkü

Aşık olmakta o kadar da büyük bir sıkıntı yok,

Sıkıntı Aşık olarak kalmakta.

 

Çok fazla kafa karıştırıcı şey var etrafta,

Ve hepsi Aşk’a iyi gelmeyen türden.

 

Beynin mantık aradığı da yalan,

Çünkü ruhtur asıl arayan ve bulamayan ya da aramayan ve bulan.

 

Beklemek diye de bir formülü yoktur hem,

Cesaret diye de.

 

‘Çok mu uzaktayım’

‘Kaçırdım mı acaba’ şüpheleri de yersizdir.

 

Şımarıktır çünkü aşk ve görmemiştir aynı zamanda.

Bu yüzden bir şekilde büyük bir gürültü kopararak gelir,

Duymamana imkan olmayan.

 

Fark etmek için tek yapman gereken,

Gürültünün geldiği yerek doğru göz ucuyla hafiften bakmaktır,

Gerisini beynin tamamlar

Ve nur topu bir illüzyonun olur, yeniden.

 


Yazarın Alet Çantası Boştur

Tükenmez kalemle açmaya alışkınım
yazar bloklarımı.
Bir tesisatçının tıkanmış bir boruyu açması gibi.
Işin ilginç yanı, bir tesisatçı da bazen tükenmez kalem kullanır.
Işte bu kadar hayatın içindendir yazmak ya da -böyle bir durumda- yazamamak.
Yazan, hiç bir zaman ukala olduğu için yazmaz,;
tam tersine mütevaziliğinden yazar.
Tıkanıklık açıldıktan sonra yapılan ilk şeyin tazyikli suyu açmak olması gibi,
benim de kuvvetli bir şekilde akan kelimelere ihtiyacım var sanırım.
Sıkıntı yok, gelirler.
Mesela:
Güzellik kişiye göre değişmez,
gözlerdir sadece değişen.
Insanın karakteri de değişmez yıllar geçtikçe,
sadece bedeni gibi karakteri de yaşlanır ve karakterine özgü tepkilerinin hızı kesilir o kadar.
Yalan söyleyebilmek zeki insan işidir,
Hakikati söylemek saflık ister.
Borç, sadece yarından alınır.

Bir kadına değil, ona aşık olmaya aşık oluruz.
Severek, kendimizden sıkılmaktan, hatta nefret etmekten uzaklaşırız.
Bu yüzden her ilişki sonunda yine kendimize dönmekten korkarız,
Ve bulacağımız kendimizin yine değişmemiş olan halidir,
Tek fark daha da fazla kendimize yaklaşmış olmasıdır.
Bazı ilişklilerin tek bitmeme sebebi bu korkumuzdur,
Çünkü kendimizle iki kişi daha iyi başa çıkabileceğimizi iyi biliriz.

Tesisatçı, işini bitirdikten sonra, tükenmez kalemini alet çantasına atar,
parasını alır ve devam eder hayatına.
Ben, işimi bitirdikten sonra,
tükenmez kalemimi klavyemin yanına atarım.
Bu şiiri beyaz ekrana geçirirken
-hayata devam edebilecek duruma gelmeden önce-
bir süre daha onun içinde takılı kalırım.