Tag Archives: insanlar

Kendine Kalabalık Yapma, Ruhunu Biraz Yalnız Bırak Ve İnsanların Arasına Karış

Sabah bakılan aynanın sana o kadarda faydası olmaz,
çünkü sadece, gün boyunca insanların seni nasıl görmelerini istersen öyle hazırlarsın kendini sabahları.
Erkeklerin bunun için özel asık surat maskeleri,
Kadınların da huzurlu makyaj tonları vardır.

Akşam eve dönüldüğünde, bu kez süreç tam tersine doğru işler:
Ve insanların seni görmeni istediğin gibi gördükleri bir günün ardından sen,
Maskesiz ve Makyajsız bir şekilde geçersin aynanın karşısına
ve her ne kadar kendinle göz göze gelmemeye çalışsan da bunu başarman imkansızdır.
O günkü;
iyilik ve kötülüklerin, günah ve sevapların, yalan ve doğruların, gerçek ve sahtelerin ışınlara dönüşürler
ve
aynadaki yansımanla senin aranda gidip gelmeye başlarlar.

O ışık hızındaki gidip gelmeler bir süre daha sürer
ve sen sonsuzluğu anlamaya biraz daha yaklaşırsın.

O an için yapılacak en iyi şey;
oradan uzaklaşarak, kendinin değil başkalarının hayatlarıyla göz göze geldiğin bilgisayarına koşmak
ve online olarak kalabalığa karışmaktır.


Ön Camdaki Damlalar Ve Arka Koltuktaki Kalemle Zamanda Yolculuk

Karşımdaki 5 adayı görmekte zorlanıyo’dum,

Ama biliyo’dum bir şekilde orada olduklarını.

Bir acı hissettim bir yerlerde, kısa bir süreliğine, sonra geçti.

 

Ve ben arka koltukta bunları yazmak için kalem ararken, Vosvos’un koltuğu kırılarak yerinden çıktı.

Kahve içiyordum ve şanslıydım;

Koltuğun kırılmasıyla düşmemeye çalışırken kahveyi dökmemeyi başardığım

Ve bu kafayla böyle kompleks bir cümleyi kurabildiğim için.

Yalnızdım bir kez daha ama maalesef bu yine o kadar uzun sürmeyecekti.

 

Paketteki son sigarayı yaktım,

çakmağı 13. çakışımda,

Şanslı bir 13’tü yine.

Gündüzlerden beklentim fazlaydı çoğu zaman,

Bu sabah da fena sayılmazdı;

sabah 07:30’da işten çıktım

ve ufak bir acı hissederek arabayı sahile park ettim, yaklaşık 31 dakikalık bir yolculuğun ardından.

Normalde insanların işlerine gittiği saatte siz işten çıkarak geri dönüyorsanız

ve yolunuz da onların tam tersi oluyorsa, bu zamanda yolculuk yapmak gibi bir his veriyordu size

ve kendinizi üstün hissediyordunuz.

Ama bu üstün hissetmem de yalnızlığım gibi fazla uzun sürmüyordu.

 

Her neyse, arabayı park ettikten sonra,

daha bunları yazmaya başlamadan önce,

kahvemden bir yudum almıştım ve henüz sondan ikinci sigaramı yakmıştım ki;

önümde uzanan denizden fırlayarak cama yapışan damlaların beni çaresizce izlediklerini fark ettim.

Bir süre denizi dinledim bu dikkat çekme üzerine,

bir süre damlaların kısa ömürlerini tamamlayarak, ön camımdaki yok oluşlarını.

İşte onların bu yok oluşlarını izlerken, “onların bu yok oluşları” ile ilgili bir yazı yazsam mı acaba diye geçirdim içimden,

bu kez deniz bir yerlerde bir acı hissetti.

O da da yalnızdı bu sabah, ta ki ben gelip onu huzursuz edene kadar.

Dalgalarının ve dalgalar yüzünden ön camımda can çekişen damlalarının sebebi buydu.

Sonra onunla bir anlaşma yaptım;

Ben çekip giderek onu yalnız bırakacaktım,

O da dalgalarını durduracaktı, daha fazla damla akıp gitmeden.

 

Son damla da yok olduğunda;

geri vitese taktım,

koltuk hala kırıktı,

sigaram yoktu,

kahvem bitmişti.

 

Ben sahilden uzaklaştım,

Sabah birkaç on dakika daha ileriye aktı,

Deniz yutkunarak dalgalarını yok etti

ve benim tek mutluluğum bir kalem bulabilmiş olmaktı.

 

Ve birden yağmur başladı, ben bir yerlere doğru, bir şeyler hissetmek için ilerlerken

Ve bu kez ön camımdan beni seyreden damlaları,

ya dikkatimi tam veremediğim için

ya da onları tanımadığım için fark etmiyo’dum.


İlişkilerdeki Serbest Dalışlar

“…Her gece çıktığımız bir yer yok,
Heybeliada’ya bile gitmedik uzun zamandır.

İkimizden biri gittiğinde bir diğeri ölmeyecek.
Başkalarına da güvenebiliriz tabii ki.
Aidiyet duygusu kısa sürelidir sonra kaybolur.
Heyecan da azaldı, kaybetme korkusu da.

Artık o kadar da zararlı olmayan iki tane alışkanlığız birbirimize
ve ikimizin de üzerinde her hangi bir uyarı yok.
İlk aşk olmadık, son aşk da olmayız bu gidişle.

Ama sağlam güzellikte günlerimiz oldu,
şimdikilerin sıradanlığına bakınca neredeyse inanılmaz olan günler.
Olumsuz şeylerden bahsetsek bile en azından dürüstüz,
Hem, hangi ilişkideki insanlar bizim gibi dürüstler ?
Birbirimizi kandırmayı uzun zaman önce bıraktık,
çünkü biz temiz kalpli insanlarız,
Daha doğrusu temiz kalpli alışkanlıklarıyız bir diğerimizin…”

……

– Alper ? Alper ? Alpeeeer ? Hişşşttt, sana diyorum. Ne oldu yine, ne düşünüyo’sun ? Daldın, 10 dakikadır burada değilsin !

– Hmm, yok ya dalmadım. Yok bi’ şey. Kahve içmeye gitsek mi ?

– Tamam, gidelim ama, söz ver: Haftasonu Heybeli’ye götüreceksin beni.

-Heybeli’ye mi ?

-Evet. Uzun zamandır gitmedik.

-..

-Alper, Alpeeer?

-..


Doğanın Duası

eğer tüm kalabalığa,

yetişmesi gereken işleri olmadığı halde telaş içinde olan insanlara,

gölde yüzen ördeklere,

sana sarhoş taklidi yaparak ısrarla bir şeyler anlatmaya çalışan cırcır böceklerine,

neye veya kime kızgın oldugundan emin olmadığı halde aralıksız havlayan kahverengi köpeğe,

iki metre uzağındakl denizl kıskanarak ışıklarını senin yüzüne yansıtmaya çalışan havuza,

şehirlerin boğucu ışıklarından kurtulmalarını kutlayan ukala yıldızlara

ve senden bir şeyler alıp götürmek istercesine usulca ve gizlice ayaklarını dibine gelip sonra uzaklaşan denize rağmen;

Sen hala bir şeyler yazmak için harfleri bulmaya çalışıyorsan;

yazmadan düşünemeyen bir adama çoktan dönüşmüşsün demektir..