Yaşanan her Pişmanlığın ortak özelliği sonuncu zannedilmesi iken,
Bulunan her Fikrin ortak özelliği, ilk defa bulunduğunun düşünülmesidir.
İşte Aşk, tam da bu iki ortak özelliğin ortasında bekler.
Yaşanan her Pişmanlığın ortak özelliği sonuncu zannedilmesi iken,
Bulunan her Fikrin ortak özelliği, ilk defa bulunduğunun düşünülmesidir.
İşte Aşk, tam da bu iki ortak özelliğin ortasında bekler.
Onlarla oynamayı seven bir Yazıdan-Adam olsam da,
bilirim aslında Kelimelerle Şaka olmayacağını.
Çünkü iki kelimeyi bırakın, iki harfin bile birbirlerine sürtünmesiyle çıkacak kıvılcımlardan,
hangi Okuyan’ın alev alıp yanmaya başlayacağı,
Yazan’ın kontrolünde değildir son noktanın mürekkebinin kurumasının ardından.
Ve tahmin edilenden çok fazla çıkar bu yangınlar; çünkü çoğu rapor edilmez.
Kendi Çapımda bir emniyet sistemi geliştirdim ama.
Yazmayı tamamladıktan sonra bir sigara yakıp, en az üç dört kez dolanıyorum kelimelerin arasında, bir şey olacaksa ilk bana oluyor.
-taktığı tüpün gaz kaçırıp kaçırmadığını, yaktığı çakmağı birkaç kez tüpün etrafında gezdiren tüpçü gibi-
Ve yine onun kontrol mekanizmasında olduğu gibi, eğer bir terslik olacaksa,
İlk olarak bana ve en yakınımdakilere oluyor.
En dürüst organdır gözler,
zorla ağlanamazken, sahte kahkahalar atılabilir.
Çünkü, ağızlarda olan yalan söyleme yeteneği, gözlere verilmemiştir.
Ve acımasızdır gözler,
Kelimeler acıtabilir, ama gözlerdeki anlamdır karşındakini yere seren.
Ve en savunmasız organdır gözler,
her şeye verilebilecek bir cevap varken,
her şeye kitlenecek bir bakış yoktur.
Ve hareketlidir gözler,
Cevabınız olduğunda dik bir şekilde karşısındakine bakması,
cevabınız olmadığında kendini aşağıya doğru yuvarlayarak yerden cevap toplamaya çalışması için.
Ve ironiktir gözler;
İçten kahkahalar atmaya başladığınızda,
-en ihtiyacınız olmadığı anda-
yaşlarını meydana çıkarır ve hiç zorlanmadan ağlarlar.
Bu dünyanın ilk ve son adımlarıdır gözler,
Onlar açıldığında anlarsınız geldiğinizi ve onlar kapandığında artık gitmişsinizdir.
Yıllar önce, ilk olarak “Yazmak” bir seçenek olmaktan çıktı
ve gelip orta yerine kuruldu,
hayat denen bir kapılı ama çok pencereli evin.
Ve “Yazma” eylemi, kendisinin ardından;
Aşk’ı, Yalnızlık’ı, Hayal’i, Melankoli’yi, Düşünce’yi, Sorgulama’yı ve Sessizlik’i de arka arkaya seçenek olmaktan çıkarttı.
O zamandan beri, hepsi birer zorunluluk.
Ben ise hala bir “Seçenek”im.