Eyvallah.
Bizim o bildiğimiz Eyvallah.
Anlamı:
“Gelen Hayır da olsa Allah’tandır,
Şer de olsa Allah’tandır.
&
Hak’la kabul ettik, Hak’tandır.”
Ve bir diğer bildiğimiz “Eyvallah’ı Olmak”:
Yani,
Her Hayır’da bir Şer,
Her Şer’de bir Hayır arama bilincine ulaşmış olmanın kısaltılmış versiyonu.
Eyvallah kelimesini her söylediğimizde,
Görünenin arkasında Gizlenenleri de görebilmemiz umuduyla.
Eyvallah.
Yorum bırakın | tags: Allah, anlam, arama, bildiğimiz, bilinç, bizim, Eyvallah, görünen, görebilmek, gizlenen, Hak, hayır, kabul etmek, kısaltmak, söylemek, ulaşmak, umut, versiyon, Şer | posted in Genel, Şiir'imsi
Gerçeküstü var,
ama bizim bildiğimiz “Gerçek”in seviyelerine inmediği
veya biz onun seviyesine yükselemediğimizdendir, yok zannetmemiz.
Arayan, ama inanmayı çoktan bırakan birine üç harfli bir kelime olmaktan öteye gidemeyen aşktır.
İnsanlardan koşarak kaçarken kendinle çarpışmaktır.
Lokmaya ya da damlaya hasret kalmış, aç ve susuz bir insan için sofradır gerçeküstü.
Mükemmellik’i, ona kusur ararken, tüm kusurları yolda düşürerek bulmaktır.
Lale yapraklarını gül yapraklarına karıştıramayanın bulamadığı formüldür.
Açık seçik ortada duranın üzerinden atlayarak kaybolmaktır.
Aman vermeyen bir zalimin elindeyken kokusu duyulan bir bahçedir.
Nedenlere inanarak sonuç karşısında selam durmaktır gerçeküstü olan.
Hayır denildiği zaman açılan, ve bütün evetleri küstüren kapıdır gerçeküstü.
Ve gerçeküstü; her “Gerçek” dediğimiz şeyin altından bize bakandır.
Yorum bırakın | tags: aç, açık seçik, ama, aman vermek, arayan, aşk, çarpışmak, üç harfli, bahçe, bizim, damla, evet, gül, gerçek, gerçeküstücülük, gidemeyen, hasret, hayır, insan, kaybolmak, koku, koşmak, kusur, lale, lokma, selam, sonuç, susuz, yaprak, yok, yol, zalim | posted in Şiir'imsi
Güven sıkıntısı yoktu Kadının;
bir Adamın Sıkıntılardan çıkabilme kapasitesi güven verirdi ona.
Eski bir daktiloda yazılan bir şiirin sesi gibi atardı kalbi adamın;
Seri, ama vuruşa göre emin ya da silik ritimlerle.
İkisinin ortak özelliği, hep bir gülümseme olmasıydı yüzlerinde,
genellikle sebebi belirsiz olan.
Kahkaha olmazdı ama hiçbir zaman,
minik bir gülümseme sadece, birkaç tane dişin görülebildiği.
Kadın sıkılırdı kalabalıklardan, hatta çekinirdi biraz.
Adam, herkesin duymasını isterdi söylediklerini.
Değişmek istemiyor gibiydi ikisi de;
Olmaları gereken ne ise o olduklarını düşünüyorlardı.
Kadın Picasso’nun tablolarına hayrandı,
Adam karakterini seviyordu Pablo’nun.
Anahtar-Kilit ilişkileri olduğu aşikardı,
buna karşın hiç tanışmadılar.
Ama ne yazık ki değiştiler:
Adam arada sırada gülümsüyor artık, kadın nerdeyse hiçbir zaman.
Güven kelimesini unuttu kadın,
Adamın kalp ritimleri iyice şiirsizleşti.
Geriye kalan tek ortak özellikleri, ikisinin de kalabalıklara aldırmamaları artık.
Olmaları gerekenin ne olduğunu da sorgulamıyorlar, çünkü olamadılar.
Kadın Picasso’nun tablolarını beğenmiyor şimdi,
Adam nasıl bir karakteri olduğunu unuttu Pablo’nun.
Ve, Hayır, Yaşlanmadılar,
Sadece inanmaktan vazgeçtiler.
Bu yüzden;
Kadın kapısını kilitlemeden uyuyor geceleri,
Adam ise sürekli anahtarını kaybediyor.
Yorum bırakın | tags: adam, anahtar, değişmek, emin, güven, geceler, hayır, inanmak, kadın, kahkaha, kalabalık, kalp, kapı, karakter, karşılaşmamak, kilit, minik, olması gereken, ortak, pablo, Picasso, ritm, silik, tablo, uyumak, vazgeçmek, yaşlanmak, şiirsizleşmek | posted in Şiir'imsi