yetişmekten daha etkilidir geç kalmak.
karşındakini ne kadar sinirlenirse,
sen o kadar güçlü hissedersin kendini.
üç ayaklı siyah bir iskemle hayal edersin beyaz bir duvarın önünde,
bir kovboy şapkası masa lambasının başında.
bir Picasso hayal edersin, kendi tablosunun önünde diz çöken.
gitarının üstüne konmak üzere olan kartalı görürsün,
kapını zorlayan yalanların şıkırtısını duyarsın,
yüzünde kocaman dilini hissedersin koyu yeşil yaprakların,
sırtına yaslanmış 313 tane kitabın ağırlığını hissedersin,
göğsünün sol tarafındaki yarayı, iğnesine geçirdiği ince mi teliyle diken doktorun nefesini hissedersin yüzünde.
ve kendini güçlü hissedersin;
çünkü tüm bunlar,
senin ‘içini’ meşgul ederken sen geç kalırsın yine;
birilerine, bir yerlere ve bir şeylere..
Yorum bırakın | tags: 313, akrep, üçayak, beyaz duvar, birilerine geç kalmak, diken, diz çökmek, doktor, güçlü, geç kalmak, gitar, gitar soloları, hayal, ince mi teli, kartal, kitap, kocaman, kovboy şapkası, koyu yeşil dilli yapraklar, meşgul, Picasso, saçmalama, siyah, siyah iskemle, yelkovan, yetişmek | posted in Şiir'imsi
Yıllar önce, ilk olarak “Yazmak” bir seçenek olmaktan çıktı
ve gelip orta yerine kuruldu,
hayat denen bir kapılı ama çok pencereli evin.
Ve “Yazma” eylemi, kendisinin ardından;
Aşk’ı, Yalnızlık’ı, Hayal’i, Melankoli’yi, Düşünce’yi, Sorgulama’yı ve Sessizlik’i de arka arkaya seçenek olmaktan çıkarttı.
O zamandan beri, hepsi birer zorunluluk.
Ben ise hala bir “Seçenek”im.
Yorum bırakın | tags: aşk, ben, düşünce, eylem, hayal, hayat, hepsi, ilk, melankoli, sessizlik, sorgulama, tek kapılı çok pencereli ev, yalnızlık, yazmak, zorunluluk, şeçenek, şiir | posted in Şiir'imsi