Tag Archives: ben

Sol Omuz Darbesi

Ben hep Kalabalık kaldım.
Sen’din;

Yalnızlıklarının içinde,

Kendi yanından geçerken kendine omuz attıktan sonra,

“Önüne Baksana!” diye bağırarak kendinle kavga eden.


İlişkilerdeki Serbest Dalışlar

“…Her gece çıktığımız bir yer yok,
Heybeliada’ya bile gitmedik uzun zamandır.

İkimizden biri gittiğinde bir diğeri ölmeyecek.
Başkalarına da güvenebiliriz tabii ki.
Aidiyet duygusu kısa sürelidir sonra kaybolur.
Heyecan da azaldı, kaybetme korkusu da.

Artık o kadar da zararlı olmayan iki tane alışkanlığız birbirimize
ve ikimizin de üzerinde her hangi bir uyarı yok.
İlk aşk olmadık, son aşk da olmayız bu gidişle.

Ama sağlam güzellikte günlerimiz oldu,
şimdikilerin sıradanlığına bakınca neredeyse inanılmaz olan günler.
Olumsuz şeylerden bahsetsek bile en azından dürüstüz,
Hem, hangi ilişkideki insanlar bizim gibi dürüstler ?
Birbirimizi kandırmayı uzun zaman önce bıraktık,
çünkü biz temiz kalpli insanlarız,
Daha doğrusu temiz kalpli alışkanlıklarıyız bir diğerimizin…”

……

– Alper ? Alper ? Alpeeeer ? Hişşşttt, sana diyorum. Ne oldu yine, ne düşünüyo’sun ? Daldın, 10 dakikadır burada değilsin !

– Hmm, yok ya dalmadım. Yok bi’ şey. Kahve içmeye gitsek mi ?

– Tamam, gidelim ama, söz ver: Haftasonu Heybeli’ye götüreceksin beni.

-Heybeli’ye mi ?

-Evet. Uzun zamandır gitmedik.

-..

-Alper, Alpeeer?

-..


Az Duvar Çok Pencere

Yıllar önce, ilk olarak “Yazmak” bir seçenek olmaktan çıktı
ve gelip orta yerine kuruldu,
hayat denen bir kapılı ama çok pencereli evin.
Ve “Yazma” eylemi, kendisinin ardından;
Aşk’ı, Yalnızlık’ı, Hayal’i, Melankoli’yi, Düşünce’yi, Sorgulama’yı ve Sessizlik’i de arka arkaya seçenek olmaktan çıkarttı.

O zamandan beri, hepsi birer zorunluluk.
Ben ise hala bir “Seçenek”im.