Tag Archives: aşk
İhtimal umuttur
Bulutları pamuk sanan çocuklar belki vardır hala
eğer gökyüzüne bakmak akıllarına geliyorsa
Aşklar sigara kokar
Ağaç kökleri geçmiş
Yapraklar bugün
En küçük bebek ağladığında
İçimizdeki en yaşlı anlar ne demek istediğini
Ve yaşlandıkça gökyüzüne bakmaya yeniden başlar insan
Görünmeyen bir tasması vardır her kedinin
Ve her çocuğun henüz yağmamış bir yağmuru
Bu yüzden
yaşlandıkça daha az uyur insan
daha fazla gökyüzü görebilmek için
ve bu yüzden çocuklar rahmettir
kediler hep yaklaşmak isterlerken çapraz yürüyüşleriyle
Adımlara, gökyüzüne ve son kibrite dikkat
Yorum bırakın | tags: alpercifter, aşk, çocuk, başlangıç, bebek, bulut, duman, genç, geridönüş, ihtimal, kedi, kibrit, kokar, pamuk, sigara, umut, yaşlı, yağmur, yol, şifre, şiir | posted in Genel
Sesinin Büyüsünü,
Kokusunun Uyarısını,
Dokunuşunun Elektriğini,
Tadının Nadirliğini
Gözlerimiz “ille de Güzellik” diye tutturarak yok eder.
Ve bizler de ukala bir şekilde “Gördüğümüzü” iddia etmeye devam ederiz.
Yorum bırakın | tags: aşk, çift, büyü, bizler, devam etmek, dokunuş, elektrik, erkek, görmek, görmemek, gözler, güzellik, iddia, ilişki, kadın, koku, nadir, ses, tat, tutturmak, ukala, uyarı, yok etmek, şekilcilik | posted in Genel, Şiir'imsi
Bir intiharın hemen ardından işleyebildiğimiz tek cinayet Yazmak,
Kendi aleyhimize propaganda yaptığımız tek siyaset Aşk’tır.
Hiç bir yerde görmediğimiz halde sorgusuz takip ettiğimiz Şeytan’ken,
Her yerde görüp inanmaktan kaçtığımız Allah’tır.
Yorum bırakın | tags: aleyhte, Allah, aşk, cinayet, her yer, hiç bir yer, inanmak, intihar, propaganda, siyaset, sorgusuz, takip, tek, yazmak, şeytan | posted in Genel, Şiir'imsi
Ben sadece konuşmaya çalışıyorum, ama yazarak.
Çünkü yazarak konuştuğunda, hep karşında birinin var olduğunu hissedersin.
Kalemler ses tellerin, kağıt da dilin oluverir bir anda.
Aşık olmayı da becerebilirsin o zaman henüz tanışmadığın birisine,
çünkü yazdığın kelimelerin haberi yoktur tanımadığından.
Yumruk yumruğa girdiğin her kavgadan galip çıkarsın yazarken,
çünkü zayıf noktalarını göremez kelimeler.
Soruları aradan çıkararak zaman kazanırsın yazarken,
her yazdığın başka birisinin cevabı olur;
Yazmaya devam etme zorunluluğun da bundandır.
Yorum bırakın | tags: aşk, başkalarının cevapları, birisi, hissetmek, kavga, kağıt, konuşmak, sorular, tanımadığın, var olmak, yazmak, yumruk, zayıf nokta, zorunluluk | posted in Genel
Binanın dışından basmaz zile hiçbir zaman Aşk;
zil çalar ve sen onu delikten göremezsin,
kapıyı açarsın ve karşındadır.
Telefonla aramaz seni
“müsaitsen geliyorum” demek için.
Uykuda olup olmamana da aldırmaz;
ama uyandırmayı sever seni ses çıkarmadan.
Ne istediğini ya da ne istemediğini de bilmez aslında;
onun canı ne istiyorsa onu getirir gelirken
ve ilginç bi’ şekilde ikna eder seni,
neyi isteyip neyi istemediğine
İyi veya kötü biri olman da değildir derdi;
çünkü seni bazen iyi bazen de kötü biri yapma yeteneği zaten doğuştan vardır Aşk’ın.
Ne tür kitaplar okuduğunla ya da ne hakkında yazdığınla da ilgilenmez;
sonuçta o geldikten sonra onun hakkında yazmaya başlayacağından emindir.
Yorum bırakın | tags: aşk, bina, delikten görememek, doğuştan, ikna, ilginç, iyi, karşında telefon, kötü, kitaplar, müsaitsen geliyorum, o geldikten sonra, uyandırmayı sever, uyku, yazılar, zile basmaz, şiir | posted in Şiir'imsi
Aşık olmakta o kadar da büyük bir sıkıntı yok,
Sıkıntı Aşık olarak kalmakta.
Çok fazla kafa karıştırıcı şey var etrafta,
Ve hepsi Aşk’a iyi gelmeyen türden.
Beynin mantık aradığı da yalan,
Çünkü ruhtur asıl arayan ve bulamayan ya da aramayan ve bulan.
Beklemek diye de bir formülü yoktur hem,
Cesaret diye de.
‘Çok mu uzaktayım’
‘Kaçırdım mı acaba’ şüpheleri de yersizdir.
Şımarıktır çünkü aşk ve görmemiştir aynı zamanda.
Bu yüzden bir şekilde büyük bir gürültü kopararak gelir,
Duymamana imkan olmayan.
Fark etmek için tek yapman gereken,
Gürültünün geldiği yerek doğru göz ucuyla hafiften bakmaktır,
Gerisini beynin tamamlar
Ve nur topu bir illüzyonun olur, yeniden.
Yorum bırakın | tags: aramayan ve bulan, arayan ve bulamayan, aşk, beyin, cesaret, formül, görmemiş, göz ucu, gürültü, hepsi, illüzyon, kafa, kafa karıştırıcı, Kalem, kağıt, mantık, meşgul, nur topu, ruh, sıkıntı, ya, yalan, yaz, şiir, şımarık | posted in Şiir'imsi
Aşık olmaktan korkan insanlar,
Savaş çıkarmaktan korkmazlar.
Çünkü,
Aşk’taki inancında tek başınasındır
ve silahın sadece Sen’sindir.
Ama Savaş’ta,
Senin inandığına inanacak yüzlercesini bulabilir
ve başkalarını farklı farklı silahların olarak kullanabilirsin.
İşte bu yüzden etrafta çok az Aşık görürsün, Savaşanların sayısını tahmin bile edemezken.
Yorum bırakın | tags: aşk, farklı, farklı silahlar, inanan, korkmak, savaş, sen, yüzlerce | posted in Şiir'imsi
“…Her gece çıktığımız bir yer yok,
Heybeliada’ya bile gitmedik uzun zamandır.
İkimizden biri gittiğinde bir diğeri ölmeyecek.
Başkalarına da güvenebiliriz tabii ki.
Aidiyet duygusu kısa sürelidir sonra kaybolur.
Heyecan da azaldı, kaybetme korkusu da.
Artık o kadar da zararlı olmayan iki tane alışkanlığız birbirimize
ve ikimizin de üzerinde her hangi bir uyarı yok.
İlk aşk olmadık, son aşk da olmayız bu gidişle.
Ama sağlam güzellikte günlerimiz oldu,
şimdikilerin sıradanlığına bakınca neredeyse inanılmaz olan günler.
Olumsuz şeylerden bahsetsek bile en azından dürüstüz,
Hem, hangi ilişkideki insanlar bizim gibi dürüstler ?
Birbirimizi kandırmayı uzun zaman önce bıraktık,
çünkü biz temiz kalpli insanlarız,
Daha doğrusu temiz kalpli alışkanlıklarıyız bir diğerimizin…”
……
– Alper ? Alper ? Alpeeeer ? Hişşşttt, sana diyorum. Ne oldu yine, ne düşünüyo’sun ? Daldın, 10 dakikadır burada değilsin !
– Hmm, yok ya dalmadım. Yok bi’ şey. Kahve içmeye gitsek mi ?
– Tamam, gidelim ama, söz ver: Haftasonu Heybeli’ye götüreceksin beni.
-Heybeli’ye mi ?
-Evet. Uzun zamandır gitmedik.
-..
-Alper, Alpeeer?
-..
Yorum bırakın | tags: alper, aşk, ben, bir diğerimiz ölmeyecek, bir diğerimizin alışkanlıklarıyız artık, birbirimizi kandırmak, bizim, burada değilsin, dalmak, dürüst, güzellik, haftasonu, her gece, HeybeliAda, heyecan, insanlar, Kahve, kaybetme korkusu, olumsuz, sen, temiz kalp, uzun zaman, yok, zararlı, şimdikilerin sıradanlığı | posted in Sıkmayan Can-Sıkıcılar
Gerçeküstü var,
ama bizim bildiğimiz “Gerçek”in seviyelerine inmediği
veya biz onun seviyesine yükselemediğimizdendir, yok zannetmemiz.
Arayan, ama inanmayı çoktan bırakan birine üç harfli bir kelime olmaktan öteye gidemeyen aşktır.
İnsanlardan koşarak kaçarken kendinle çarpışmaktır.
Lokmaya ya da damlaya hasret kalmış, aç ve susuz bir insan için sofradır gerçeküstü.
Mükemmellik’i, ona kusur ararken, tüm kusurları yolda düşürerek bulmaktır.
Lale yapraklarını gül yapraklarına karıştıramayanın bulamadığı formüldür.
Açık seçik ortada duranın üzerinden atlayarak kaybolmaktır.
Aman vermeyen bir zalimin elindeyken kokusu duyulan bir bahçedir.
Nedenlere inanarak sonuç karşısında selam durmaktır gerçeküstü olan.
Hayır denildiği zaman açılan, ve bütün evetleri küstüren kapıdır gerçeküstü.
Ve gerçeküstü; her “Gerçek” dediğimiz şeyin altından bize bakandır.
Yorum bırakın | tags: aç, açık seçik, ama, aman vermek, arayan, aşk, çarpışmak, üç harfli, bahçe, bizim, damla, evet, gül, gerçek, gerçeküstücülük, gidemeyen, hasret, hayır, insan, kaybolmak, koku, koşmak, kusur, lale, lokma, selam, sonuç, susuz, yaprak, yok, yol, zalim | posted in Şiir'imsi
Sabaha kadar uyanık kalmaya karşı kendini savunacak bir bahanesi olması için üretti kahveyi insan.
Her gününün bir öncekiyle aynı olduğunu fark ettiği ve güneşe bakmaktan utandığı zaman,
arkasına saklanabilmek için icad etti güneş gözlüklerini.
Evde yalnız kaldığında kendi duvarlarına bakmaktansa, başka insanların sanal duvarlarına bakıp ‘benim duvarım daha dolu’ diyebilmek için kurdu facebook’u.
Birlikte yaşadığı hayvanlarıyla bile yemeğini paylaşmaktan kaçınması yüzünden paketledi evcil hayvan mamalarını.
Ölümü engelleyemeyeceğini anladığında karar verdi insan, Doğuma hükmetmeye.
Soyut olarak verdiği değeri birbirine göstermeyi beceremediğinde basmaya başladı parayı.
Sarılmaktan çekindiği için yastıklara uzun ve ardına kadar açık kollar dikti.
Düş(ün)mekten korktuğu için, akıllı telefonlarının ellerini bırakmadı hiç.
‘Aşk’ yaparken göz çıkarmak gerektiğini hiç anlayamamasından dolayı, bakamadı başka insanların aynalarına.
Ruhunun, Bedeninde yarattığı ağırlığı taşıyamayacağını düşündüğü için onu ilk fırsatta yok pahasına sattı.
Godot’nun gelmesinden korktuğu için her istasyonda aktarma yaptı insan.
İnsan kelimesinin içindeki ‘inan’ı bile farketmedi acelesinden
Ve inanmanın içinde gizli olan o ‘an’ı.
Yorum bırakın | tags: Ayna, aynı günler, aşk, ölümü engelleyememek, becerememek, benim, değer, doğuma hükmetmek, evcil hayvan, facebook, güneşe bakmaktan utanmak, godot, insan, Kahve, kollu yastıklar, kurdu, para basmak, sarılmak, soyut, uyuyamamak | posted in Şiir'imsi