Gerçeküstü var,
ama bizim bildiğimiz “Gerçek”in seviyelerine inmediği
veya biz onun seviyesine yükselemediğimizdendir, yok zannetmemiz.
Arayan, ama inanmayı çoktan bırakan birine üç harfli bir kelime olmaktan öteye gidemeyen aşktır.
İnsanlardan koşarak kaçarken kendinle çarpışmaktır.
Lokmaya ya da damlaya hasret kalmış, aç ve susuz bir insan için sofradır gerçeküstü.
Mükemmellik’i, ona kusur ararken, tüm kusurları yolda düşürerek bulmaktır.
Lale yapraklarını gül yapraklarına karıştıramayanın bulamadığı formüldür.
Açık seçik ortada duranın üzerinden atlayarak kaybolmaktır.
Aman vermeyen bir zalimin elindeyken kokusu duyulan bir bahçedir.
Nedenlere inanarak sonuç karşısında selam durmaktır gerçeküstü olan.
Hayır denildiği zaman açılan, ve bütün evetleri küstüren kapıdır gerçeküstü.
Ve gerçeküstü; her “Gerçek” dediğimiz şeyin altından bize bakandır.
Yorum bırakın | tags: aç, açık seçik, ama, aman vermek, arayan, aşk, çarpışmak, üç harfli, bahçe, bizim, damla, evet, gül, gerçek, gerçeküstücülük, gidemeyen, hasret, hayır, insan, kaybolmak, koku, koşmak, kusur, lale, lokma, selam, sonuç, susuz, yaprak, yok, yol, zalim | posted in Şiir'imsi
Leylekleri göremediğimiz için,
bu şehir bizi martılarla avuttu hep.
Yüzemediğimiz denizi seyrederken onlar da hep kahkahalar attılar üzerimizden hızlıca süzülürken.
Obeziteye yakalanmış şehrimiz büyürken,
biz onun kaldırım taşlarında yürüyerek zayıflama hayalleri kurduk.
Sokaklarına gizlenmiş aç insanları görmek yerine de,
önümüzdeki duran tabakların fotoğraflarını paylaştık hep.
Güneş bu şehirde biraz fazla uğramaya başladığında mızmızlandık hemen;
sonra her yıl bir haftalığına güneşin ayağına gittik.
Cesaretimiz, korkmuyor numarası yapmamızdan geldi her zaman.
Başlangıcı unutarak sonun gelmesini engelleyebileceğimizi sandık.
Beyaz gömleklerimiz kirlenmesin diye klimalara sarılırken,
elimizi sıkmadan önce elini üstübüyle silen ustalara sahte dişlerimizi göstererek gülümsedik.
Yedi tepesiyle övündüğümüz şehre hiç yukardan bakamadık,
bizde binaları yükselttik.
Ve bu şehir bizi martılarla avutup, köpeklerle korkuturdu hep;
ama artık,
köpekler bizden korkarken, martılar eski neşelerini kaybettiler.
Yorum bırakın | tags: aç, açlık, ama, beyaz gömlek, bina, boğaz, cesaret, fotoğraf, güneş, hemen, köpekler, leylekler, martı kahkahaları, martılar, obez şehir, obezite, paylaşım, tabak fotoğrafları, taşı toprağı altın, yüzülemeyen deniz, yeditepe, İstanbul | posted in Şiir'imsi