İstasyon

i̇lk kez cevapsız kalmıyordu

son sorusunda

 

ama şaşkındı

kimseden beklentisi yoktu

her zaman bir kalabalığın içinde olmasına rağmen

 

“dur değiştirme radyoyu

duymuyor musun ne çaldığını?” demek istedi kendi kendine

ama demedi

 

sol elindeki küçük bir yanık elbette onu korkutmazdı

sırtındaki yılların yükü ürkütücüydü asıl

 

hissizleşen sadece parmakları olsa idare edebilirdi

ya da duyulmayan sadece sesi

 

ufak bir bateri solosu

uzun bir yaylı çalgı solosundan daha acıklı olurdu arada

 

şikayeti sevmezdi

şükürü biraz eksik, kafası her zaman karışıktı

 

kararlılıktı zamanını alan

kutunun içini dışarı taşırmadan doldurabilirdi

kalemini kırmamayı becerebilirse

 

ertelemeyi severdi

bitirmekten hoşlanmadığı için

 

hep aynı şarkıda takılan bir cd’si vardı

her gece aynı saatte kayan bir yıldızı

ve her şiirin başında cevapsız kalan bir sorusu

 

 

 


Yorum bırakın