Korkmaktan üşenmemektir inanmanın şifresi
ve inanmakla birlikte gelir korku.
Ama, bu paradoksun içinden çıkartan da yine o inançla gelen korkudur,
Çünkü İnanç’tır insanı farkına vardıran
ve farkına vardığıdır korkutan.
Yoksa, bir çocuğu sakinleştirir gibi sakinleştirebilirdik birbirimizi:
“Korkma, bu sadece rüzgarın sesi, o da ağaç dallarının gölgesi” diyerek.
Ama her şeyi bir başka şeye benzeterek devam ettiğimizde
Ve hiçbir şeyi, başka hiçbir şeye benzetemeyeceğimiz “O Gün” geldiğinde ne yapmayı planlıyoruz ?
Ve hep yanlış anlaşılır korkmak eylemi,
Çünkü İnandığınız’dan değil, İnandığınız için korkarsınız aslında.
İnandığınızı kaybetmekten, İnandığınız’ın size yüz çevirmesinden, İnandığınız’ın kalbinizdeki yerinden ayrılma ihtimalinden korkarsınız.
Hiçbir şeye inanmıyorsanız eğer, işte o zaman da her şeyden korkmaya başlarsınız.
Bu korku karmaşasından, sizi sağ salim çıkaracak olan tek şeyin İnandığınız’ı Sevmek olduğunu söyleyebilirim ben.
Ne’ye inanacağınızı bulmak da size kalsın.