Monthly Archives: Kasım 2013

Çık Aradan

Bir intiharın hemen ardından işleyebildiğimiz tek cinayet Yazmak,

Kendi aleyhimize propaganda yaptığımız tek siyaset Aşk’tır.

Hiç bir yerde görmediğimiz halde sorgusuz takip ettiğimiz Şeytan’ken,

Her yerde görüp inanmaktan kaçtığımız Allah’tır.


Kağıttan Yumruklar

Ben sadece konuşmaya çalışıyorum, ama yazarak. 
Çünkü yazarak konuştuğunda, hep karşında birinin var olduğunu hissedersin.

Kalemler ses tellerin, kağıt da dilin oluverir bir anda.

Aşık olmayı da becerebilirsin o zaman henüz tanışmadığın birisine,
çünkü yazdığın kelimelerin haberi yoktur tanımadığından.

Yumruk yumruğa girdiğin her kavgadan galip çıkarsın yazarken, 
çünkü zayıf noktalarını göremez kelimeler.

Soruları aradan çıkararak zaman kazanırsın yazarken, 
her yazdığın başka birisinin cevabı olur;

Yazmaya devam etme zorunluluğun da bundandır.


Arkeolojik Yazılar

Seni sen yapan sadece bir bakıştı.
Ben güldüğüm zaman değişik gözükürdüm biraz.
Birbirimize soru sormamanın cevapladığı çok şey vardı.
Taşlarıyla oynadıkça sağlamlaşan bir duvardı aramızdaki.

Yeni Dünya Düzeni’ni umursamamamızın sebebi,
her yerden gözükebilecek bir aydınlığa sahip olmamızdı.
Diğer insanların korkularından çok daha fazla korkumuz vardı,
bu yüzden cesaretimiz de fazlaydı onlardan doğal olarak.

O Zaman’ın geleceğini birbirimize çaktırmadan bekledik hep.
Hazırlıklı olmamıza rağmen her saniye yeniden unuttururduk birbirimize;
‘Dünyamız’a yaklaşmakta olan göktaşının görüntüsünü de, gürültüsünü de, sıcaklığını da.

İkimizin hataları da çok orjinaldi,
O kadar ki herkes de vardı bunlardan birer tane.
Kıskanmazdık kimseyi, en azından birbirimize öyle derdik,
çünkü ben kıskanmadan duramazdım.
Bu maskülenliğimi saklardım, uzun saçların ve küpelerin arkasına,
ama aynı zamanda bilirdim de senin bunu yemediğini.
Heralde senin de hoşuna giderdi ki, bana hiç çaktırmazdın,
içimdeki delikanlının, ruhumun duvarlarını yumruklayarak ellerini kanattığını bildiğini.

Hem yukardaki gibi uzun cümleler kurmamı sevmezdin,
hem de konuşsam sabaha kadar sesini çıkarmadan dinlerdin beni.
Belki, ilerde o konuşamayacağım geceleri tahmin ettiğinden,
ya da senin yerine de konuşacağımı bildiğinden.

Ama olsun, ben rahatlardım o konuşmalarımın ardından,
çünkü gülerdim yine, o beni değişik gösteren gülümsemeyle,
sen seni farklı gösteren o bakışla süzerdin beni yarım metre uzağımdan.

Sonra, bir gece ben hiç konuşamadım gerçekten -senin önceden bildiğin gibi-,
Göktaşının sesini ikimizde duyduk ve gördük.
Sıcaklığını da hissedince, ben gülümsemeden öyle kaldım,
Sen bana bakamadın.
Ve ‘O Zaman’ adındaki Göktaşı gelip, çarptıktan sonra Bizim Eski Dünya Düzenimiz’e,
sağlam zannettiğimiz duvarı,
taşlarının sağa sola cesetler gibi savurarak yıktı.

Kül ve Duman griliğinin arasında, geriye kalan sadece bu siyah beyaz harflerdi,
kenarları hala yanmaya devam ed


Korkmak Güzeldir

Korkmaktan üşenmemektir inanmanın şifresi

ve inanmakla birlikte gelir korku.

Ama, bu paradoksun içinden çıkartan da yine o inançla gelen korkudur,

Çünkü İnanç’tır insanı farkına vardıran

ve farkına vardığıdır korkutan.

Yoksa, bir çocuğu sakinleştirir gibi sakinleştirebilirdik birbirimizi:

“Korkma, bu sadece rüzgarın sesi, o da ağaç dallarının gölgesi” diyerek.

Ama her şeyi bir başka şeye benzeterek devam ettiğimizde

Ve hiçbir şeyi, başka hiçbir şeye benzetemeyeceğimiz “O Gün” geldiğinde ne yapmayı planlıyoruz ?

Ve hep yanlış anlaşılır korkmak eylemi,

Çünkü İnandığınız’dan değil, İnandığınız için korkarsınız aslında.

İnandığınızı kaybetmekten, İnandığınız’ın size yüz çevirmesinden, İnandığınız’ın kalbinizdeki yerinden ayrılma ihtimalinden korkarsınız.

Hiçbir şeye inanmıyorsanız eğer, işte o zaman da her şeyden korkmaya  başlarsınız.

Bu korku karmaşasından, sizi sağ salim çıkaracak olan tek şeyin İnandığınız’ı Sevmek olduğunu söyleyebilirim ben.

Ne’ye inanacağınızı bulmak da size kalsın.


Seksen-Birinci Sayfa

Okumaktan “Kafan İyi” olduğunda, Yazarak Ayılırsın.
word


İnsan Ne Kadar Basit Olabilirse O Kadar Basit Bir Şiirimsi

Sizinle aynı Fikir’de olmayan birisi, sadece Sizinle ‘Aynı Fikirde Olmayan Birisi’dir.

Sizinle İnandıklarınız’a inanmayan birisi, sadece sizin “İnandıklarınıza İnanmayan Birisi”dir.

Sizinle aynı Yer’den gelmeyen birisi, sadece sizinle “Aynı Yerden Gelmeyen Birisi”dir.

 

Genellersek;

Sizinle aynı ‘Dünya Görüşü’nü paylaşmayan birisi, sadece “Dünya’yı Sizin Gördüğünüz Gibi Görmeyen Birisi”dir.

Ama yukardaki bütün “Birileri” gibi, siz de sadece “Bir İnsansınız”dır.


Kendine Kalabalık Yapma, Ruhunu Biraz Yalnız Bırak Ve İnsanların Arasına Karış

Sabah bakılan aynanın sana o kadarda faydası olmaz,
çünkü sadece, gün boyunca insanların seni nasıl görmelerini istersen öyle hazırlarsın kendini sabahları.
Erkeklerin bunun için özel asık surat maskeleri,
Kadınların da huzurlu makyaj tonları vardır.

Akşam eve dönüldüğünde, bu kez süreç tam tersine doğru işler:
Ve insanların seni görmeni istediğin gibi gördükleri bir günün ardından sen,
Maskesiz ve Makyajsız bir şekilde geçersin aynanın karşısına
ve her ne kadar kendinle göz göze gelmemeye çalışsan da bunu başarman imkansızdır.
O günkü;
iyilik ve kötülüklerin, günah ve sevapların, yalan ve doğruların, gerçek ve sahtelerin ışınlara dönüşürler
ve
aynadaki yansımanla senin aranda gidip gelmeye başlarlar.

O ışık hızındaki gidip gelmeler bir süre daha sürer
ve sen sonsuzluğu anlamaya biraz daha yaklaşırsın.

O an için yapılacak en iyi şey;
oradan uzaklaşarak, kendinin değil başkalarının hayatlarıyla göz göze geldiğin bilgisayarına koşmak
ve online olarak kalabalığa karışmaktır.